Galatasaray’da Kürek

1930 lar

Kulübümüzün spor branşlarının tarihçeleri Galatasaray Lisesi gibi çok eskilere dayanmaktadır. Devlet adamı yetiştirmek amacıyla II. Beyazıt tarafından 1481’de kurulan mektep, adını kurulduğu bölgeden almış ve “Galata Sarayı” olarak anılmıştır. 1481’den 1715 başlarına kadar padişaha ve saray erkanına eğitim veren Galata Sarayı Ocağı, daha sonra 1 Eylül 1868’de Sultan Abdülaziz tarafından kurulan Mekteb-i Sultani adı ile gerileme devrine giren Osmanlı İmparatorluğunun batılılaşma çabalarını gerçekleştirecek kadrolarını yetiştirmek üzere Türkçe ve Fransızca eğitim veren modern bir kaynak olarak tesis edilmiştir. İlk olarak Fransa’dan gelen öğretmenler ve daha sonra da Türk öğretmenler eğitimin yanı sıra spora da önem vererek birçok branşta ilk hareketleri başlatmışlardır. Galatasaray’da spor, lise ile aynı yaştadır. Türkiye’de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar Beden Eğitimi dersi ile jimnastikçi ‘Monsieur Curel’ tarafından eğitim programına konur. Bu atılımlar gerçekten bir devrim niteliği taşımaktadırlar. Curel, modern aletler eşliğinde çalıştırdığı öğrencileri sportif açıdan geliştirirken, onlar için Kağıthane’de bir İdman Bayramı düzenler. Yıl 1870’tir. Bu etkinlikte başarı gösteren sporcular değişik ödül ve madalyalar kazanır. Yarışmaların sonunda öğrencilere “kuzulu pilav” verilir. Bu da, sonraki yıllarda bir başka geleneğin başlangıcını oluşturur. Modern Olimpiyatların ilki bundan 26 sene sonra 1896 yılında Atina’da yapılmıştır.

Galatasaray Lisesinde tatbik edilen spor branşları ve kuruluş tarihleri aşağıdaki gibidir:

Jimnastik 1868-1908, Atletizm 1870, Spor Bayramları 1870, Yüzme – Kürek 1873, Güreş 1887, Bisiklet 1898, Ayak Topu 1899-1904, Futbol 1904, Boks 1904, İsveç Usulü Jimnastik 1908, Tenis 1910, Vaterpolo 1910, Patinaj 1910-1915, Patenli Hokey 1911, Keşşaflık (İzcilik) 1912, Ekskürsyonlar ve Kamp 1912, Karada Hokey 1914, Beyzbol (Baseball) 1925, Masa Tenisi (Ping-Pong) 1925, Hendbol (Hand Ball) 1926, Kroke (Croquet) 1926, Bedmenton (Badminton) 1926, Voleybol 1927, Basketbol 1929, Yavrukurt Teşkilatı 1930, Eskrim 1931, Havacılık 1931, Planör İnşaası ve uçuşları 1931-1933, Atlı Spor 1931.

Bunlardan başka lisenin ekseriya Fransızca Hocaları ile birlikte yapılan Dağcılık, Kayak, Motosiklet, Otomobil Sporları gibi etkinlikler de aynı tarihlerde başlamıştır. Bu kadar çok çeşitli spor branşı halen hiçbir mektebimizde mevcut olmadığı gibi bu sporların başlayış tarihleri de hiçbir kuruma nasip olmamıştır. Bu tarihi gerçeği Ali Sami Yen “Sporsuz Galatasaray, Galatasaraysız Spor akla gelmez” sözleriyle belirtmiştir.

Galatasaray’ın futbol tarihi 1899 yılına kadar geri gitmektedir. Lisede Beden Eğitimi Öğretmeni olan Faik Üstünidman öğrencileri ile futbol oynamaya başlamıştı ancak o günlerde tramvaya üç kişi beraber binmek veya vapurda birkaç kişi yan yana oturmak dahi soruşturma konusu olmaktaydı. İstanbul’un çayırlarında futbol maçı yapmak daha büyük riskleri göze almak anlamına gelmekteydi. Nitekim Kadıköy’de Papazın Çayırında yapılan bir maç sırasında Galatasaraylı futbolcular yakalanarak gözaltına alınmıştı. Sporculardan Ahmet Robenson İngiliz sanılarak serbest bırakılmış ve daha sonra onun gayretleri ile sporcular hürriyetlerine kavuşmuşlardı.

(Kaleci ve Kaptanlık yapan Ahmet Robenson 1914 yılındaki Yönetim Kurulu kararı ile Kürek Şubesi Kaptanlığını da üstlenmişti). Savaşlar sırasında kulübümüz birçok şehit vermiştir. Bunlardan biri olan ve kulübe 1909’da üye olan Hasnun Galip de Çanakkale’de 21 Haziran 1915’te şehit olmuştur. Galip Paşanın oğlu olan Hasnun Galip’in adı kulübümüzün Beyoğlu’nda 1925 yılında kiraladığı ve 1938 yılında satın aldığı binanın bulunduğu sokağa verilmiştir.

Galatasaray Lisesinin büyüme ve gelişme devrinde sınıflar ve şubeler çoğalınca Faik Bey tek başına bütün jimnastik derslerine yetişemez olmuştu. Bu sebeple Almanya’da uzun yıllar çalışıp ihtisas yapmış olan Binbaşı Mazhar Bey jimnastik hocası olarak göreve başladı. Daha sonra da kulüpten yetişmiş olan kıymetli sporcularımızdan Abdurrahman Robenson ve yukarıda adı geçen Ahmet Robenson jimnastik derslerine tayin oldular. Bu iki genç İsveç jimnastiğini okula tanıttılar.

Faik Hoca’nın yetiştirdiği en değerli talebesi Selim Sırrı Tarcan oldu. Tarcan 1908 öncesinde Olimpiyatların kurucusu olan Baron de Coubertin ile yakın temas kuracak ve 1912’de ülkemizin ilk resmi Olimpiyat katılımında kafile başkanı olacaktı.

1876 yılında Sultan II. Abdülhamit’in Meclis-i Mebusanı açmasından önce 1873 yılında Galatasaray Lisesi Beden Eğitimi hocası eskrimci ve yüzücü Mösyö Moiroux gençlere yaz aylarında yüzme ve kürek dersleri vermiştir. Böylece Galatasaraylılar kulübün kuruluşundan ve hatta futboldan bile senelerce önce yüzme ve kürek sporuyla tanışmışlardır. Mösyö Moiroux Liseden ayrıldığında kendisine Yüzbaşı rütbesi verilerek Tophane Askeri Sanayi mektebine Yüzme Hocası olarak tayin olmuştur. Yerine Martinetti adında bir İtalyan Hoca gelmiştir. O da 1878 yılında mektepten ayrılarak Harbiye Mektebine Jimnastik hocası olmuştur.

Galatasaray Lisesi, yetiştirdiği kıymetli gençlerle ülkemize gelen yabancılar arasında da hayranlık uyandıran bir eğitim kurumudur. Bunu Galatasaraylı Monsenyör (Vatikan’ın Türkiye Dinsel Temsilcisi) olarak tanınan Pierre Dubois’nın Anı ve Görüşlerini anlattığı kitabında Lisenin Misyonundan ne kadar etkilendiğini açıkça görebiliriz.

“Pierre Dubois’nın Anı ve Görüşleri” (Fransızca söyleşiden Türkçe’ye aktaran Prof. Dr. Niyazi Öktem, Uygarlık Yayınları,1989)

“1939’da savaş başladı. Biz hazırdık fakat seyahat güçlükleri nedeniyle Fransa’ya gidemiyorduk. Hükümet bizi yerimizde askere aldı, görevimizle askerdik. Ordunun emrindeydik. İçimizden daha genç olanlar Suriye’ye çağrıldı. Gidenler nedeniyle Galatasaray’da öğretmene ihtiyaç vardı. Okulun ders nazırı M. Bergeaud, Galatasaray’da ders verip veremeyeceğimi sordu. Biraz biliyordum Galatasaray’ı. M. Bergeaud orada klasik bir seksiyon kurmak istiyordu. Fen ve edebiyat vardı fakat klasik bir bölüm kurarak burada Latince ve Eski Yunanca öğretmek istiyordu. Bu diller bazı bilim dallarında yardımcı olabilirlerdi. Doktorluk, eczacılık, filozofluk, hukukçuluk gibi. Böylece Galatasaray’a Latince öğretmeni olarak girdim. Çok az öğrencim vardı, çünkü öğrenciler bu seksiyonu pek beğenmiyorlardı. Latince dersleri az olduğundan Fransızca derslerine 9. sınıfta başladım. O sınıflarda aynı zamanda Latince de vardı. Yani lisede klasik bölümde 4 yıl aynı öğrencilere hem Latince hem de Fransızca öğretiyordum. M. Bergeaud Galatasaray’ı bırakınca 1946-47 yıllarında kültür ataşesi olarak konsolosluğa atandı. M. Larroumat ders nazırı oldu. O tek başına felsefe derslerine yetmedi. Benim diplomalarım da hem felsefe hem de Fransızca öğrenimi için yeterli olunca felsefe okutmaya başladım. Önce fen sınıflarına,  sonra da hem fen hem de edebiyat kolunda. Bu dönemdeki öğrencilerimden bazıları genelde Dış İşlerine girdiler. Birçok kez Nonce (Vatikanın diplomatik temsilcisi) bana “şu veya bu öğrenciden selam var” diye gelirdi. Öğrencileri genelde numaralarıyla tanıdığımız için adların çoğu aklımdan çıkmış: Metin Toker gibi Coşkun Kırca gibi…”

Kronolojik sırayı dikkatle takip edersek 1892 yılında spor dünyasında önemli bir adım atıldığını görürüz. Fransa, Belçika, İtalya ve İsviçre tarafından Uluslar Arası Kürek Dernekleri Federasyonu (Federation İnternationale Des Societes D’Aviron) “FISA” oluşturuldu. Böylece tarihte ilk olarak 1892 yılında uluslar arası bir spor federasyonu kuruldu.

Galatasaray Spor Kulübünün kurulduğu yıl olan 1905, II. Abdülhamit’in 30 yıldır her türlü sosyal etkinliği yok ederek sürdürdüğü istibdat yıllarına rastlar. O yıllarda Rusya ve Japonya’nın ardından İran da (1906’da) meşruti düzene kavuşmuştu. Ülkenin yaşadığı çok zor günler içinde batı medeniyeti düzeyinde bir spor kulübü kurmak ancak çok geniş vizyona sahip kişilerce düşünülebilirdi.

İşte bu ileri görüşe sahip olan Ali Sami Yen ve arkadaşları tarafından Galatasaray Spor Kulübü 1905 yılında kuruldu ama 1908 yılındaki 2. Meşrutiyetin ilanına kadar sosyal hayatın içindeki güçlükler devam etti. 2. Meşrutiyetle birlikte bir serbestlik geldi ama bu sefer de gençler vatan için cephelerde savaşmak zorunda kaldılar. Örneğin Balkan savaşı sırasında öğretmen ve öğrencilerin büyük bir kısmı silah altına alınınca 1917 yılında liseden sadece beş kişi mezun olabilmişti.

Zor günler yaşanmaktaydı.

 

 

OSMANLIDA KÜREK

1920 Saray Kayığı

Osmanlı İmparatorluğu İstanbul Boğazının girişinde Donanmayı demirlerken kürekçiler gerek askeri, gerek ticari, gereğinde eğlence ve gezinti amaçlı olarak hep en ön sırada görevdeydiler. Üsküdar’dan Beşiktaş’a, Dolmabahçe’ye, kıyılardaki saraylara ulaşım kürekle yapılıyordu.

1880 Fransız Büyükelçisinin Kayığı

Resim: Yıl 1880 dolayları,  Fransız Büyükelçisinin Kayığı (Kaynak: Boğaziçinde Yazlık – Martin Bachmann, Alman Konsolosluğu Kütüphanesi)

Boğazdaki yalılardan Göksu’ya kürekle mehtap sefasına, Haliç’e (Kağıthane Deresi’ne), Sadabat’a (Hassa Bahçeleri’ne) piknik yapmaya gidilirdi. Yalılara yolcu ve malzeme taşınması için en uygun vasıta kürekli sandallardı.

Ancak konu kürek yarışı olunca ilk olarak Topkapı Sarayı arşivlerindeki kayıtlarda 1579 yılında İstanbul’da yapılan bir yarış göze çarpar. Bu kayıtlarda Sadrazam, vezir ve ağa kayıkları arasındaki yarışa 25 kayığın katıldığından bahsedilir. Devrin Padişahı III. Sultan Murat yarışları Sarayburnu Kasrı’ndan izlemiştir. Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’nın kayığı birinci, Şark Orduları Serdarı Ferhat Paşa’nın kayığı ikinci gelmiş ve Sultan’dan ödüller almışlardır.

Modern kürek yarışları ise 18. Yüz Yıl başlarında İngiltere’deki Thames Nehri’nde doğdu. Birbirleri ile yarışarak daha fazla ücret almaya çalışan tekneciler bu yarışları başlattılar. 1715’te, dönemin popüler tiyatrocularından Thomas Doggett, London Bridge’ten Chelsea’ye kadar bir yarış düzenleyip bir de ödül koydu. Bu yarış bugün hala aynı parkurda The Doggett’s Coat and Badge Race adı ile yapılmaktadır.

Padişahların kürekçileri arasında adı unutulmayan önemli şahsiyetler de vardı. Orhan Seyfi Orhon (1890-1972),  “Çengelköy” adlı şiirinde Abdülmecit’in (1823-1861) Saltanat Kayığının Hamlacısı Çengelköy’lü Kerim Ağa’dan boğazın eski kürek şampiyonu diye bahseder.

Abdülmecit’in 38 yaşında ölümü ile 1861’de tahta kardeşi 31 yaşındaki Abdülaziz geçer ve yedi yıl sonra 1868’de Mekteb-i Sultani’yi kurar.

Denizciliğe çok meraklı olan Sultan Abdülaziz Osmanlı Tarihinde deniz fenerlerini ilk yaptıran padişah olarak da anılmaktadır.

Sultan Abdülaziz, kulübümüzün tarihinde önemli bir yer tutacak olan İstanbul Boğazındaki Kuruçeşme Adasını 1872 yılında devrin ünlü mimarı Sarkis Balyan’a yaptığı hizmetler karşılığında vermiş, ada bir süre “Sarkis Bey Adacığı” olarak anılmıştı. Kronolojik olarak sırası gelince Kuruçeşme Adasının 1957 yılında Galatasaray Spor Kulübü tarafından nasıl alındığı detaylı olarak anlatılacaktır.

O yıllardan kürek yarışı ile ilgili bir anı da Ertuğrul Fırkateyni ile ilgilidir:

Sultan Abdülmecit’in oğlu olan II. Abdülhamid, 1887 yılında Japonya İmparatoru’nun yeğeninin bir Japon savaş gemisiyle İstanbul’u ziyarete gelmesinin ardından Japonya’ya bir heyet gönderilerek iade-i ziyaret yapılmasını emretmişti. Gemi, II. Abdülhamid’den Japon İmparatoruna mücevherli bir imtiyaz nişanı ile diğer hediyeleri götürecekti. Böylece Ertuğrul Fırkateyni, Temmuz 1889’da İstanbul’dan yola çıktı. Arızalar ve şanssızlıklarla dolu çok zahmetli bir seyahat sonunda Haziran 1890’da Yokohama Limanı’na vardı. Gemi 28 Haziran’da İngiliz Imperieuse, Leander ve Japon Yamato savaş gemilerinin personellerinin de katıldığı kürek yarışlarına katılmış ve bir yarışta Ertuğrul personeli üçüncü olmuştur. Ertuğrul Fırkateyni 15 Eylül 1890 tarihinde Yokohama Limanı’ndan ayrıldı ama ne yazık ki bir gün sonra tayfuna yakalandı ve kayalara çarparak battı. Bu feci kazadan 6 subay ve 63 erbaş ve er kurtulabilmiş, 50 subay ve 476 erbaş ve er şehit olmuştur.

(Kaynaklar: “Bahriyemizin Yakın Tarihinden Kesitler” – Fahri Çoker, “Ertuğrul Fırkateyni’nin Öyküsü” – Çetinkaya Apatay)

Kürek sporu 1900 Paris Olimpiyat Oyunları’na alınmasından sonra olimpik bir branş haline geldi. Aslında 1896 Atina Olimpiyat Programında Kürek branşı vardı fakat hava muhalefeti dolayısıyla yarışlar yapılamamıştı. Bundan dolayı resmi olarak Kürek, Olimpiyatlara 1900 yılında girmiş oldu. Tekne sınıfları Tek Çifte, İki Tek Dümencili, Dört Tek Dümencili ve Sekiz Tek’ten ibaretti. İlk yarışta parkur 1750 metre idi. 1904 yılında mesafe 3219 metreye çıktı. 1908 yılında düzeltilerek 2414 metre ve 1948 yılında 1883 metre oldu. İngiliz ölçülerine uyulmaya çalışıldığı için mesafeler bu şekilde değişken olmuştu. Daha sonra FISA’nın müdahalesi ile parkur günümüzdeki gibi 2000 metre yapıldı.

1900 Paris Olimpiyatlarında bazı kürekçiler ülke bayrağı gözetmeden karma ekipler yaparak yarışlara katıldılar. Bunlardan İki Tek Dümencili yarışlarında karma ekip olarak katılan François Brandt – Roelof Klein – İsmi bilinmeyen dümenci ile (7.34.2) birinci olurken Olimpiyat tarihinde bir ilke de imza attılar. İsmi Bilinmeyen dümenci yarış öncesinde sokaktan çağrılan 7-12 yaş arasında olduğu tahmin edilen bir Fransızdı.  Böylece “ismi bilinmeyen dümenci” olimpiyat tarihinde yarışlara katılan en genç sporcu ünvanını aldı.

1906 yılında Atina’da Ara Olimpiyatlar yapıldı. Osmanlı İmparatorluğu Atina’ya gönderdiği tamamen yabancılardan oluşan sporcularla katıldı. Bunlar arasında yarışan Yorgo Aliprantis adlı jimnastikçi 10 metrelik ipe tırmanma yarışmasında, 11.4 saniyelik derecesiyle dünya rekoru kırarak birincilik kürsüsüne çıkmıştır. Aliprantis’in bu rekoru, ipe tırmanma yarışının ertesi yıl olimpiyat sporu kategorisinden çıkartılmasından dolayı günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Atina Ara Olimpiyatlarında “Yağlı Kürek” tabir edilen ıskarmozlu yarış teknelerinden başka savaş gemilerinin tahlisiye sandalları da yarışmıştı. Altılı ve on altılı sandalların Olimpiyatlarda yarışması Atina’da ilk ve son oldu.

Türkiye’yi Modern Olimpiyat Oyunları tarihinde 1908 Londra Olimpiyatlarında ilk kez gayri resmi olarak temsil eden sporcu, Tatavla Heraklis (bugünkü Kurtuluş Gençlik Kulübü) cimnastikçilerinden Aleko Mulos efendi idi. Galatasaray Lisesi öğrencisi olan Mulos efendi, bir yıl önce Modern Olimpiyat Oyunları’nın kurucusu Baron Pierre de Coubertin İstanbul’a geldiğinde, edebiyat öğretmeni M. Juery tarafından Baron’a rehber olarak verilmişti ve İstanbul’da bulunduğu süre içinde ona eşlik etmişti.

Baron Pierre de Coubertin, gerek bu genç cimnastikçiye bir armağan, gerekse Türkiye’deki kişisel temsilcisi Selim Sırrı (Tarcan) Beye bir jest olarak Aleko Mulos’u özel olarak Londra’ya çağırmış ve gerekli belgeleri de Londra Olimpiyat Oyunları Organizasyon Komitesi’ne kendi hazırlayıp sundu.

1912 yılında Stockholm Olimpiyatları yapıldı. Türkiye (Osmanlı İmparatorluğu) resmi olarak katıldığı bu ilk Olimpiyat ounlarına Yönetici olarak Selim Sırrı Tarcan ile iki atlet Vahram Papazyan ve Mıgırdıç Mıgıryan ile temsil edildi. Stockholm’de Kürek branşında dört tekne sınıfında yarışlar düzenlendi. Tek Çifte, Dört Tek Dümencili (Dirsekli tekne), Dört Tek Dümencili (Kaba Tekne), Sekiz Tek. Olimpiyatlara Türkiye’den katılan kürekçi olmadı.

1913

Ülkemizde düzenlenen kayıtlı ilk kürek yarışı 25 Ağustos (Hicri 1329) 1913 tarihinde bir Pazar günü “Donanmayi Osmani Muaveneti Milliye” tarafından düzenlenmiştir. Moda yarış Komitesi adıyla gönderilen davetiyede:

Hami: Zatı Hazret-i Padişahı,

Reis: Hariciye Nazır vekili sabıkı Ahmet Muhtar bey,

Reisi Sani: Mister Vitol,

Kasadar: Meclisi Eytam reisi İzzettin Bey, Katipler: Sefaret katiplerinden Reşat Danyal Bey, Mister Ceyms Rayli isimleri bulunmaktaydı.

Liseye gönderilen mektup:

Galatasaray Mektebi Sultanisi Müdüriyeti Aliyesine

Efendim,

Himaye-i Hazret-i Padişahı’de olarak önümüzdeki Eylül frencinin yedinci Pazar günü Moda koyunda icrası mukarrer olan büyük ve mütenevvi deniz yarışlarına, Avrupa’da cari olan usulü müstahsene tevfikan mekatip talebesinin de iştirak ettirilmesi tensip ve tasvip edilmiş ve bunun için Galatasaray ve İstanbul Sultanisi talebesi arasında müsabaka icrası muvafık görülmüştür.

Binaenaleyh yarışların yövmü icrası olan gelecek Pazar gününe kadar yarışa iştirak edecek mektepler talebesine lazım gelen tecarüb ve mümareseyi icra ettirmek için iştirak edecek müsabıkların şimdiden ve hemen intihap ve bunlara nezaret etmek üzere Komitemizce intihab olunan muallimlerinizden Suat Hayri beyin tarafı alilerinden tayini hususatını rica ile teyidi müveddet eyleriz efendim.  

15 Ağustos 1329

Yarış Komitesi Reisi

Ahmet Muhtar

Yukarıdaki mektup ve bundan sonra göreceğiniz benzeri yazışmaların bir kısmı Galatasaray Kürek Şubesinin Duayenlerinden Kemal Onar’ın “Hatırladıklarım” adlı 3 ciltlik eserinden alınmıştır.

Moda Koyunda gerçekleşen bu yarışta “Galatasaray Mektebi Sultanisi” ile “İstanbul Mektebi Sultanisi” de karşılaşmıştır. İki tekne arasındaki yarışı Moda Rowing kulübünün teknesi ile yarışan Serdümen Selim Halil, Mahir Safi, Otomobil Arif, Akif ve 33 İbrahim’den kurulu Galatasaray ekibi kazanarak “Veliahdı Saltanatı Sehiye Yusuf İzzettin Efendi”nin verdiği som gümüş kupayı almışlardır. Bu Galatasarayın denizcilikte kazandığı ilk kupadır.

O gün İngiliz, Alman harp gemilerinin filikaları arasında toplam 23 yarış yapıldı. Sultan Reşat yarışları izlemeye Ertuğrul Yatı ile geldi. Hamidiye Kruvazörü de yata refakat ediyordu. Yarışların sonunda Sultan Reşat, “Donanmayi Osmani Muaveneti Milliye”ye 300 altın bağışladı.

1915 de Donanma Cemiyetinin Türk sporunu denizde de ileri götürmek kararını vermesiyle kürek sporunda da bir hareket başladı. Bu karar neticesinde Galatasaray’a İnci ismi verilen kotra ile bir kaç futa verilmiştir. Bu tekneler kulübün malı olmayıp teftişe tabi idi. Nitekim bunlar 1919 da mütarekeden sonra iade edildi.

Bu yıllarda Kulüp Lokali olarak Fenerbahçe kıyısındaki Beau Rivage villası kiralanmıştı. Önünde bir kotra demirli dururdu. Henüz bir kürek kayıkhanesi tesis edilmemişti. Bu bina 27 Mart 1919 tarihinde terk edilmiş ve içinde Ali Sami Beyin zamanla itina ile oluşturduğu müze muhteviyatı işgal kuvvetlerinin el koymasından çekinilerek daha emniyetli olduğu düşünülerek liseye taşınmış ve oraya emanet edilmişti.

Kulüp yönetim kurulunun 21 Mart 1914 tarih ve 4 no’lu kararı ile aşağıdaki şube kaptanları şu şekilde görevlendirilmişti:

Şube Kaptanları:

Tenis Kaptanı: Haydar

Kürek Kaptanı: 9 Ahmet Robenson             

Sutopu Kaptanı: 24 Muhsin Yeğen

Kotracılık Kaptanı: 184 Kemal Niyazi Seyhun

Boks Kaptanı: 363 Kenan

Kriket Kaptanı: 10 Adnan Pirioğlu

1915 yılında Galatasaray Yelken Kaptanı Kemal Niyazi ve Kürek Kaptanı Mahir Safi beylerin öncülüğünde Denizcilik şubesi kurulmuştur.

1. Dünya Savaşı sonuna kadar tekneler ve kulüp binası işgal altında olduğundan faaliyet gösterilememiştir ancak 18 Ağustos 1917 tarihinde Kadıköy Fukaraperver Hanımlar Cemiyeti tarafından malul askerler yararına bir yelken yarışı düzenlendi. Fenerbahçe’den hareket edilerek Kınalı Ada’nın etrafında dönülerek tekrar Fenerbahçe’ye gelmek üzere düzenlenen bu karşılaşmada Galatasaray adına Tevfik ve Bekir Bircan, İnci Kotrası ile katılarak Alman Bahriyeliler takımını geçtiler ve yarışı 6 saat 40 dakikada bitirerek birinci oldular. Bu tarihimizdeki ilk yelken yarışıdır.

1919 yılına ait konumuzu yakından ilgilendiren  Kastaş Yayınevi 2001 basımı olan Celaleddin Orhan’ın “Bir Bahriyelinin Anıları” kitabından enteresan bir paragrafı dikkatinize sunarım:

“1919 senesi kış başlarında bir sabah, bir üstümüzdeki sınıftan olup bizden bir sene evvel mühendis (Teğmen) olmuş arkadaşlarımızdan Emirgan’lı Ekrem Cafer’le Müfit Nihat (Tanca)’nın Heybeliada’daki (Dz. Lisesi ve Harp Okulundan) – o tarihte okulun ismi MEKTEBİ FUNUNU BAHRİYESİ ŞAHANE idi – bir sabah okula ait 4 tekli kürekle sevk edilen kik (takriben 7-8 metre boyunda ince uzun sandal) ile makine sınıfından Alaeddin ve kardeşi Suphi ile birlikte, yanlarına 3-4 mavzer tüfeği alarak Büyükada’nın arkasından dolaşıp, bütün gün kürek çekerek akşam üstü Yalova sahillerinden Çınarcığa vasıl olurlar. Oradan da Bursa üzerinden Bilecik yoluyla Ankara’ya giderken yolda tesadüf ettikleri Güverte Kıdemli Yüzbaşı Trabzon’lu Şevket ve Topçu Münir beylerle birlikte giderek Önyüzbaşı Şevket beyin riyaseti altında Milli Müdafaa Vekaletinde ilk Bahriye (Deniz) şubesini sonradan da Dairesini kurmuşlardır.”

Ülkemizde resmi olarak kürek sporu 1920’li yıllarda Fenerbahçe ve Galatasaray’la başlar. Ardından Anadolu, Altınordu, Haliç İdman Yurdu kulüpleri kurulmuştur.

 

1920’Lİ YILLAR

 

1923 yılında Kamil Ethem Soysal denizcilik şubesini tekrar hayata geçirmek üzere teşebbüse geçmiştir. Şubenin başkanlığı Ali Sami Bey’e teklif edildiği halde kendisi İdman Cemiyetleri İttifakında bulunması sebebi ile bu işi üzerine alamamıştır. Bunun üzerine yapılan bir toplantıda İhsan İpekçi, Galip Daniş, Melik Kevkep, İhsan Belor beylerin iştiraki ile 2.1.1923 tarihinde Galatasaray Denizcilik Şubesi yeniden faaliyete geçmiştir.

1923 Kamil Ethem Soysal

Resim: Kamil Ethem Soysal

O tarihlerde denizcilerimiz futalarını Bebek koyunda Suphi’nin oturduğu yalıda muhafaza ederlerdi, şimdiki Bebek bahçesinde bulunan bir sundurmada da soyunurlardı. Bu yıllardaki kürekçilerimiz Kamil Ethem Soysal, Muhtar Necip, Naci Evrenos, Suphi, Sadettin, İsmail Hakkı ve Arslan Nihat, ilk kadın kürekçilerimiz ise Kamil Ethem’in kardeşleri Melek ve Belkis hanımlarla Semine ve Kadri Raşit Paşanın kızları Şefika ve Müşfika hanımlardı.

Kuruluş yıllarında Ali Sami Yen’in çocukluk arkadaşı Cemile’nin deniz tutkusuyla tanınan eşi Mahir Safi’nin de yardımları olmuştur. Mahir Safi Galatasaray Kürek takımının kurucusu ve ilk kaptanlarından biri olarak anılır. (“Bir Numaralı Galatasaraylı Ali Sami Yen” Kitabından.) Mahir Safi 1913 yılında ilk kupayı kazanan ekibin kürekçilerindendir.

Kürek şubesinde yeni tekne alacak kadar büyük bir bütçe olmadığından başlangıçta üyelerin tekneleri ile yarışlara girilirdi. Bunlara örnek olarak İngilizlerden alınan “Mercury” teknesi ilk sırada gelir. Bu maun İki Çiftenin adı kürekçiler arasında “Emektar” olarak konmuştu. Ayrıca Manas’ın “Pişdar” teknesi, Logofet’in “Don Juan” adındaki Tek Çiftesi, Kanlıca’lı Fazıl Bey’in İki Çiftesi ve Bahriye Mektebinden ödünç olarak alınan, paraçollarının genişliği yüzünden “Şeyhülislam Papucu” adı takılan Tek Çifte, Abbas Paşa’nın “Yıldırım”ı, Fazıl Bey’in “Çapkın”ı ve Celal Kaptan’ın “Kırlangıç” tekneleri vardı.

1920, Antwerp Olimpiyatları yılıydı. Amerikalı efsane kürekçi Jack Kelly 30 yaşında hem Tek Çifte, hem İki Çifte teknesinde Altın Madalya kazandı. Monaco Prensesi Grace Kelly’nin babası olan Jack Kelly 1924 yılında Paris Olimpiyatlarında 34 yaşında İki Çifte yarışını da kazanarak iki ayrı teknede ilk defa üç madalya birden kazanan sporcu olacaktı. 1920 Olimpiyatlarında tekne sınıfları Tek Çifte, İki Çifte, İki Tek Dümencisiz, Dört Tek Dümencisiz ve Sekiz Tek şeklinde düzenlenmişti. Olimpiyatlara Türkiye’den katılan kürekçi olmadı.

Galatasaray Kürek şubesi ilk olarak Corci Usta’ya “Reya” futasını yaptırmıştır. Tekne, denizci arkadaşların kendi aralarında topladıkları paralarla yaptırılmıştır. En çok da Mardinli Arif Bey’in oğlu Şemsettin Bey katkıda bulunmuştur.  Şamandıralar arası dönüşlü yarışlarda avantaj sağlaması amacıyla tekne altı düz olarak inşa edilmiştir.

Corci Usta hakkında Abdürrahim Cabir Vada’nın “Boğaziçi Konuşuyor ve Kanlıca Tarihçesi” kitabındaki 48-49’uncu sayfalardaki açıklamalarını dikkatinize sunuyoruz:

“Corci Futaları

Bebek’te doğramacılık ile maişetini temin eden Corci Lülio, sırlı Halim Paşa tarafından ilk defa Londradan getirtilen futaların eşini imal etmeyi tasavvur ve bir vesile ile Paşa‘ya meseleyi iblağa muvaffak okur. Paşa futalardan birinin kendisine verilmesini emreder: Arzusuna ümit etmediği bir tarzda nail olan Corci, bin bir teşekkür eder. Aldığı futayı mesaha ettikten sonra hbir parçasını kırmadan kamilen ker. Şekil ve suret-i inşasını, meleke ve mümaresesine güvenerek tetkik ettikten sonra benzerini imal ederek Paşa‘ya takdim eyler, Paşa’nın takdiratına da mazhar olur.

Corci dramacılık sanatını artık futa marangozluğuna çevirir ve zamanla halkın rağbetini celp eder. Corci, gayet aksi tabiatlı bir kimse olmasına rmen, imal ettiği futalarında sanatının bütün inceliklerini göstermtir. Hatta bir zaman Londra’dan getirtilenler ile Corci futalarını mukayese eden yerli ve yabancıdan müteşekkil ve sanata aşina, vukuf ehli heyeti Corci futalarını Londra’dan getirtilenlerden her bakımdan üstün olduklarını ikrar ettikleri rivayet olunur.

Corci, futa imal ederken malzemesinden bir şey esirgemediği gibi, işçiliğine de fevkalade itina gösterirdi. En birinci meziyeti, doğruluğu olup futa ısmarlanırken konuşulan şeraiti tamayla tatbik eder ve hileye kaçmazdı. Şehrimizde, Ayvansaray ve İstinyede sandal ve kayık imal edildiği malumdur. Buralardaki imalathane sahibi ustalardan hiçbirisinin müşterilerini memnun ettikleri işitilmemiştir. Bu zavallılar aldıklasiparişleri ne vaktinde yetiştirirler ve ne de konuşulan evsafta iş meydana getirirler. Yine bu zavallılar mütemadiyen çalışkları ve ancak karınlanı doyurabildikleri halde, Corci senenin muayyen zamanlanda işlerini kemali istikametle ifa ve itmam ederek, kalan vakitlerini ailesiyle zevkusefa ile geçirirdi.

Futalar, tıpkı piyadeler gibi tek, iki, üç çifte olarak, ekserisi maun, bazısı çam ve gül kerestesinden imal edilir. Yalnız bunların inşa şekilleri ile iç ve dış endazeleri piyadelerinki gibi dildir. Piyadeler “armuz” tabir edilen şekilde imal edildikleri halde, futalar bindirme” usulü üzere ve piyadelere nazaran daha sığ yapılır. Görünüşleri de başkadır. Bunlaidare edenlere piyadelerdeki gibi hamlacı ismi verilir ve ayformayı tırlar. Futalan mubayaası ile diğer masrafla, piyade bedelleri ve harçlarının aydır.

Piyadelerin mevcudu kalmamış ise de, Corci futalarından hez parçalanmaş olanlarına tesadüf edilmektedir. Boğaziçinde ve şehrin diğer sahillerinde hayli mebzul olarak
rülenler Corci mamulatı değillerdir. Bunlar kaba saba ve hiçbir endazeye istinat ettirilmeden, inşa edilmiş ve sadece futa çeşnisi verilmiş alelade teknelerdir.

Rıhtım Salih, Hocapaşa, HaHafız kendi ustalarından taallüm ettikleri piyade imali sanatkarlığını nihayete erdirdikleri gibi, Corci de, futa imali sanatını hem ihya ve hem itmam etmiştir. Artık bizlere, piyade ve futalar için Allah rahmet etsindemekten başka bir şey kalmamıştır.

Üç çifte piyade ve futa veya bak kayığının ç tarafa en yakın kürine hamla“, ikincisine yani ortasındakine “sıvırya, baş taraftakine de “baş küreği” denildiği gibi bu rekleri çekenlere de hamlacı, “sıvıryacı“, “başçıtabir olunur. Kürekleri çekenlerin oturdukları mahallere de hamla oturağı“, “sıvırya oturağı, boturağıisimleri verilmiştir.“

1920 Vamık Gezen

Resim: Vamık Gezen

Şubenin ikinci futası da kürekçilerin manevi ağabeyi İbrahim Bey’in delaleti ile Anadolu – Bağdat Demiryollarında çalışan Galatasaraylı memurların bağışları ile yapılan Anadolu – Bağdat isimli Üç Çifte teknesi olmuştur.

Damat Ferit Paşa 21 Eylül 1922 tarihinde yurt dışına kaçınca Galatasaraylı denizciler İsmail Hakkı, Melik Kevkep, Suphi, Kamil, Vamık Gezen ve Mahir Safi Balta Limanındaki yalıya giderek haremağalarından paşanın Üç Çifte Dümencili teknesini alırlar ve günün anısına “Tepeden İnme” adını verirler. Daha sonra Körfezde bulunan Mısırlı Prensesten alınan “Şehit Neşet” ve Abbas Paşadan alınan “Şehit Cemal” Üç Çifteleri ile “Haydar” İki Çifteleri kulübün kayıkhanesini zenginleştirir. Sonraki zamanlarda gelişen tekne imal teknikleri ile yapılmış ilk skifler olan İngiliz yapısı dirsekli (outrigger) Dörtlülerden; biri “Kırmızı” diğeri “Sarı” adını almıştır.

1924 Paris Olimpiyatları yılıydı. Amerikalı Jack Kelly, İki Çifte yarışında 34 yaşında üçüncü altın madalyasını kazandı. Tekne sınıfları artık düzenli olarak Tek Çifte, İki Çifte, İki Tek Dümencisiz, İki Tek Dümencili, Dört Tek Dümencisiz, Dört Tek Dümencili ve Sekiz Tek olarak belirlenmişti. Olimpiyatlarda Kürek branşında henüz Kadınlar kategorisi konmamıştı. Olimpiyatlara Türkiye’den katılan kürekçi olmadı.

1924 yılına kürek tarihimizde bir ilk gerçekleşmiş ve 56 mil mesafedeki İzmit’e kürekle gidilmiştir. Suphi, Kamil, hamlada İsmail Hakkı ve dümende Mecdi Hüsam “Tepeden İnme” Üç Çifte Dümencili teknesiyle Kabataş kıyısından yola çıkarlar, Kız Kulesi önlerinde Serdümen Kemal, Naci, Halil ve Hayri’nin “Anadolu – Bağdat” teknesiyle buluşurlar ve İzmit’e vardıklarında Koyda demirli olan Yavuz Zırhlısı’nın subayları tarafından misafir edilirler. İki gün kaldıktan sonra bebeğe geri dönerler. 1930’lu yıllarda bu tür uzun seferler daha sık olarak yapılmıştır.

1924 yılında ilk olarak yayımlanan Denizcilik Şubesi Raporunun kapağında eski GS amblemi (1923 yılında Lise 1. sınıf öğrencisi 74 Ayetullah Emin tarafından çizilmiştir) ve amblemin içinde zarif bir İki Çifte Dümencili teknesi silüeti vardır. Derginin kapağında şunlar yazılıdır:

Galatasarayı Terbiye-i Bedeniyye Kulübü

Tarihi Tesisi 1321 (1905)

Denizcilik Şubesi Raporu 1339 (1923) ve 1340 (1924) seneleri.

İstanbul Vatan Matbaası

Resim 1924 Denizcilik Dergisi Ön Kapak Resim 1924 Denizcilik Dergisi Arka Kapak

Resim: Derginin ön ve arka kapakları

Galatasaray Amblemindeki eski harfler Gayın ve Sin, 1928 yılında yapılan Harf Devrimi neticesinde Latin Alfabesinin kabulü ile yerini G ve S harflerine bırakmıştır.

İsmail Hakkı-Kamil-Suphi Üç Çifte ekibi beş sene arka arkaya şampiyon olmuşlardır.

1923 Yarış

Resim: Yağlı Kürek zamanında bir İki Çifte Dümencili yarışı startı.

İsmail Hakkı Bey’in en güzel yarışlarından biri futbolcu Arslan Nihad ile beraber “Emekdar” adlı dirseksiz kaba İki Çifte teknesiyle Fenerbahçe’nin meşhur “Dirsekli”sini geçmeleridir.

O yıllarda kadın kürekçilerimiz olarak Semine Evrenos, Kamil Ethem’in kardeşleri Melek ve Belkıs, Kadri Raşit Paşanın kızları Şefika ve Müşfika hanımların adı geçmekteydi. Onları Lamia, Bedia, Naci, Neside, Zekeriya ve Nevzer takip ettiler.

İlk Kadınlar yarışında serdümen Belkis Ethem, hamlacı Semine Evrenos ve provada Melek Ethem ekibi birinci gelerek ilk kupayı kulübümüze kazandırmışlardır. Bu devrede 45 yarışa katılan bayanlarımız 28 yarışta birinci gelmiş 12 yarışta ikinci olmuşlardır.

1923 Lokal önünde bağlı tekneler

Bebek Kayıkhanesi (Eski Güneş, yeni Chilai Lokantası), (Chilai, Bebek semtinin eski adıdır). 

                                                                                                                                                 

1924 yılında Bebek İskelesi’nin solunda bir kayıkhane yapılmıştır. Bir süre bu küçük ve mütevazi kayıkhanede barındıktan sonra 1932 yılında sporcularımız Mısırlı İsmail Paşa’nın yalısının yanındaki araziye taşınmıştır. Daha sonra kulüp üyemiz Zingal Umum Müdürü Tevfik Ali Bey bir kayıkhane yeri hediye etmesine rağmen belediyeden izin alınamamış ve sonunda Belediyenin başında olan Muhiddin Üstündağ’ın yardımlarıyla kiralanan metruk durumdaki Moskovit binasına yerleşmek mümkün olmuştur.

1924 yılının 16 Ocak günü, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslar arası spor alanında ilk kez Ay – Yıldızlı milli forma ile dünyanın en büyük spor şöleni olan Olimpiyat Oyunlarına katılmaları için (değeri sonradan anlaşılacak) çok önemli bir karar Bakanlar Kurulu (o zamanki adıyla İcra Vekilleri heyeti) tarafından alındı ve Gazi Mustafa Kemal’in onayı ile yürürlüğe kondu. Bu tarihi 171 sayılı karara göre:

“Olimpiyatlara iştirakimiz için hükümetin tahsisat itası kararı Türk gençleri arasındaki spor müesseselerinin Avrupa sporcuları ile sıkı münasebette bulunmaları ve spor faaliyetlerinin fenni esasata tevfiken tanzimi hususunda Avrupa mütehassıslarından istifade edilmesi zaruridir.

1924 Mayıs’ında Paris’te küşadı mukarrer Olimpiyat müsabakalarına Türkiye İdman Cemiyetleri ittifakı da davet olunmuştur. Bu müsabakalara iştirak etmekte Türkiye için menafi vardır. Memleketimizde sporculuğun terakki ve taammüm etmesi herhalde bu gibi beynelmilel müsabakalara iştirake mütevafıktır. Binaenaleyh Türk gençlerini beynelmilel müsabakalara iştirak ettirebilecek surette talim ve ihzar etmek üzere icap eden mütehassısların Avrupa’dan celbi ve mezkur Olimpiyat müsabakalarına Türk idmancılığının da iştiraki esbabının temini için müstacelen sarfına lüzum görülen on yedi bin liranın masarifi gayri melhuze tartibinden Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı Merkezi Umumisine verilmesi takarrür etmiştir.

16 Kanunisani (Ocak) 1340 (1924)

TÜRKİYE REİSİCUMHURU

GAZİ MUSTAFA KEMAL”

Bu karardan önce aynı gün “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı”nın kamu yararına çalışan dernekler arasına alınması için 170 sayılı Bakanlar Kurulu kararı çıkarılmıştı.

Bu nedenle, Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın kurucusu ve ilk Başkanı Ali Sami Yen’in bu iki Bakanlar Kurulu kararı dolayısıyla çektiği teşekkür telgrafına Atatürk şu cevabı veriyordu:

“İstanbul,

Türkiye İdman Cemiyetleri ittifakı reisi Ali Sami Bey‘e

Hissiyatınıza teşekkür ederim. İdmancılarımızın pek müfit ve atimiz için ümit bahş mesaisinde daima naili müzaheret olacaklarına itimat ediniz efendim.

24 Mart 1924

Türkiye Reisicumhuru

Gazi Mustafa Kemal”

1925 yılında Kürekçilerimiz:

Neşet Karadoğan – Hakkı Tokatlıgil – Mazhar Resmor – Faruk – Kamil Ethem Soysal – Suphi Yalter – Halil Karapınar – Şeref Hüsam – Adil Araboğlu – Fehmi – Hayri Tokatlıgil

Bayan Kürekçilerimiz: Sevim Şamlı – Zekiye Faruki – Nini İzzet Mecdi – Leyla .– Semine Evrenos – Lamia Anday Müşfika Anday – Bedia Evrenos

Serdümenler: Faruk Umay – Bülent Osma

L'ILLUSTRATION mecmuasının 22 Ağustos 1925 sayısında Türkiye hakkında bir yazıdan.

Resim: L’ILLUSTRATION mecmuasının 22 Ağustos 1925 sayısında Türkiye hakkında bir yazıda Galatasaraylı bayan kürekçiler.

1925 yılında Hereke Su Sporları kulübü kurulur. Kürek branşında 1980’li yıllara kadar süregelen başarılı bir geçmişten sonra adı Sümer Spor olarak değişir.

1926 Kürekçiler

1926 yılında Galatasaray Denizcileri 

Soldan sağa ayaktakiler: Kamil Ethem Soysal – Kamran – Mustafa – Nedim – Zekiye Faruki  – Nejat Abut – Şeref Hüsam – Hayri Tokatlıoğlu  – Hakkı Tokatlıoğlu – Naci – Mecdi Hüsam.

Oturanlar:  Lamia Anday – Müşfika Pasin – Belkıs Ethem Soysal – Nini – İzzet Hüsam – Bn.Robenson .

Yerdekiler: Lütfü – Suphi Yalter  – Neşet Karadoğan  –  Bedia Evrenos – Naci Evrenos – Halil Karapınar

BEDIA TESEKKUR-GS - 50 YIL

BEDIA TESEKKUR-GS 25.YIL

Resimler: Bedia Evrenosa Galatasaray Kulübünden verilen beratlar. (Ömer Karacalar Arşivinden)

Bu yıllar hakkında görülen bütün resimlerde dikkati çeken bir örnek kıyafetleri ve formaları sporcular kendi paraları ile yaptırmaktaydılar.

1927 yılında Kürekçilerimiz:

Veli Rıza Kurt –  Kazım Karacadağlı – Hasan Kerem – Şeref Hüsam – Emin Dırvana  – Muhtar Necip – Mümtaz Bilengil – Suphi Yalter – Kamil Ethem Soysal –  Kamuran – Mustafa – Nedim Özgen – Şeref Hüsam – Hayri – Hakkı Tokatlıoğlu – Naci Evrenos – İzzet – Nini – Lütfü – Hayri Demir – İhsan Belor

Serdümen: Mehmet

Bayan Kürekçilerimiz: Vahide – Hellen Paolinoj – Güzin Asım Dino – Nevzer Saner – Neşide Kerem – Zekiye Faruki – Lamia Anday – Müşfika Vefik (Pasin) – Belkıs Ethem Soysal

1927 yüzücü, sutopçu, kürekçi Şeref Hüsam iki çiftenin hamlasında, sıvıryada Hilmi Sakacı

Resim: 1927 yılında yüzücü, sutopçu, kürekçi Şeref Hüsam iki çiftenin hamlasında, sıvıryada Hilmi Sakacı

 

1928, Amsterdam Olimpiyatları yılıydı. Olimpiyatlara Türkiye’den kürekçi katılmadı.

1928 yılında Kürekçilerimiz:

Veli Rıza Kurt – Kazım Karacadağlı – Hakkı Tokatlıoğlu – Şeref Hüsam – Hayri Demir – Hasan Kerem – Kemal Şerbetçi – Samih Atay – Niyazi – Mehmet – Neşet Karadoğan – Emin Dirvana – Seyfi – Aleksandr Çarikof – Suphi Yalter.

Serdümenler: Bülent Osma – Necip – Raşit – Mehmet

Bayan Kürekçilerimiz: Mutena Oral – Neşide Kerem – Semiha Pınarbaşı – Nesime – Ferhunde Remzi (Erkin) – Meliha Hüsnü – Nazlı Tılabar – Belkıs Söylemezoğlu – Rabia Söylemezoğlu

1928’de Suphi, Hakkı ve Emin’in Altınordu’nun Efdal, Osman, Nihat ekibini geçmeleri de kayda geçen önemli başarılar arasındadır.

1929 yılında Kürekçilerimiz:

Seyfi – Şeref Hüsam – Kazım Karacadağlı – Hasan Kerem – Kemal Şerbetçi – Sami – Niyazi –  Mehmet Feridun Demirden – Emin Dirvana – Veli Rıza Kurt – Hayri Demir – Neşet Karadoğan – Suphi Yalter –  Hakkı Tokatlıoğlu

Serdümenler: Raşit – Memduh Soysal – Muzaffer Eser – Mehmet

Bayan Kürekçilerimiz: Mutena Oral – Suat – Mihricihan – Nesime – Şükriye  Kut (Paşakay) – Halide – Sadun – Neşide Kerem – Hellen Paolinoj – Gülçin Salih

İki Çifte

1929 İki Çifte. Hamla: Mehmet Feridun Demirden (Resmin orijinali Müzemizdedir.)

 

YİRMİLİ YILLARDAN RESİMLER:

1920’ler. Serdümen Nejat - Halil Akpınar - Semine Evranos - Hasan Kerem 1920’ler.  Serdümen Nejat – Halil Akpınar – Semine Evrenos – Hasan Kerem.

1920'ler Arslan Nihat futbolun yanında Atletizm ve Kürek sporlarında da çok başarılı idi. Hamlada Halil'in olduğu bir 2x yarışını kazandıktan sonra 1920’ler Arslan Nihat futbolun yanında Atletizm ve Kürek sporlarında da çok başarılı idi. Hamlada Halil’in olduğu bir 2x yarışını kazandıktan sonra.

1920'ler İlk Bayan Kürekçiler Bedia Naci Evranos - Belkıs Ethem Soysal - Ayniye Kerim (Leyla) - Melek Ethem Soysal - Meliha Hüseyin  1920’ler İlk Bayan Kürekçiler Bedia Naci  Evrenos – Belkıs Ethem Soysal – Ayniye Kerim (Leyla) – Melek Ethem Soysal – Meliha Hüseyin.

1920'ler Yüzücü, Sutopucu ve Kürekçi Meşhur Şeref Hüsam İki Çifte'nin hamlasında, sıvıryada Hilmi Sakacı 1920’ler Yüzücü, Sutopçu ve Kürekçi Meşhur Şeref Hüsam İki Çifte’nin hamlasında, sıvıryada Hilmi Sakacı.

1920'ler, Kürekçi ve yüzücülerimiz Kürekçiler Aslan Nihat-İsmail-Kamil- Naci-Suphi, Yüzücüler Malik-Sedat-Nejat-Fazıl  1920’ler, Kürekçi ve Yüzücülerimiz. Kürekçiler Aslan Nihat-İsmail-Kamil- Naci-Suphi, Yüzücüler Malik-Sedat-Nejat-Fazıl.

1920'ler. Kürekçiler bir arada Soldan Sağa Hayri Tokatlıoğlu-Neşet Karadoğan-Şeref Hüsam-Emin Dirvana-Necip-Rus Aleksandr Çarikof -Hakkı Tokatlıoğlu 1920’ler. Kürekçiler bir arada Soldan Sağa Hayri Tokatlıoğlu-Neşet Karadoğan-Şeref Hüsam-Emin Dirvana-Necip-Rus Aleksandr Çarikof -Hakkı Tokatlıoğlu.

1923 - 1933 Mecdi Hüsam Mecdi Hüsam.

1924 İzmit seyahatine katılan kürekçiler Hayri Tokatlıoğlu - Naci Evranos - Mecdi Hüsam - Kemal Şerbetçi - Kamil Ethem Soysal - Suphi Yalter - Hakkı Tokatlıoğlu 1924 İzmit seyahatine katılan kürekçiler Hayri Tokatlıoğlu – Naci Evrenos – Mecdi Hüsam – Kemal Şerbetçi –  Kamil Ethem Soysal – Suphi Yalter – Hakkı Tokatlıoğlu.

1925davetiye Davetiye 1925

1925davetiye1

1926 Şampiyonluk 1926 Şampiyonluk.

1926 yılında bir Üç çifte Serdümen Mehmet Ali, Hamla Halil Akpınar - Prova Kazım Karacadağlı - Sıvırya Hasan Kerem 1926 yılında bir Üç Çifte Serdümen Mehmet Ali, Hamla Halil Akpınar – Prova Kazım Karacadağlı – Sıvırya Hasan Kerem.

1926 yılında Moda Yarışlarında Tek çifte Bayanlar Serdümen Sevim Şamlı – Kürekçi Zekiye Faruki 1926 yılında Moda Yarışlarında Tek Çifte Bayanlar Serdümen Sevim Şamlı – Kürekçi Zekiye Faruki.

1927 yılında Emektar futası ile Müptedilerde birinci gelen Galatasaray İki çiftesi Serdümen Mehmet - Hamla Hasan Kerem - Sıvırya Kemal Şerbetçi 1927 yılında Emektar futası  ile  Müptedilerde birinci gelen Galatasaray İki çiftesi Serdümen Mehmet – Hamla Hasan Kerem – Sıvırya Kemal Şerbetçi.

1928 Bayan Kürekçiler 1928 Bayan Kürekçiler.

1928 Bebek Kayıkhane 1928 Bebek Kayıkhanesi.

1928 Bebekte lokalin önünde Talat Yüzmen, Sevim Şamlı, Şeref Hüsam, Ahmet Cemal, Kamuran Cemal, ..., Hayri Tokatlıoğlu, omuzda Aslan Nihat 1928 Bebekte lokalin önünde Talat Yüzmen, Sevim Şamlı, Şeref Hüsam, Ahmet Cemal, Kamuran Cemal,  …, Hayri Tokatlıoğlu, omuzda Aslan Nihat.

1928 İzzet Mecdi (serdümen bayan, Mecdi Hüsam'ın eşi) Hayri Demir - Nevzer Saner, İhsan Belor üç çiftesi 1928 İzzet Mecdi (serdümen bayan, Mecdi Hüsam’ın eşi) Hayri Demir – Nevzer Saner, İhsan Belor üç çiftesi

1928 Soldan sağa Ayaktakiler FethiLütfü-İbrahim-Mehmet Ali-Mehdi-Rüknettin, Oturan Baş Kaptan Mecdi Hüsam, Çömelenler Memduh-Necati-Pol Bezezyan 1928 Soldan sağa Ayaktakiler Fethi Lütfü-İbrahim-Mehmet Ali-Mehdi-Rüknettin, Oturan Baş Kaptan Mecdi Hüsam, Çömelenler Memduh-Necati-Pol Bezezyan

1928 Soldan sağa. Ayaktakiler Meliha- ..-.. -..-..-Neşide-Nazlı-Rabia Oturanlar Ferhunde Remzi Erkin-Belkıs-Semiha 1928 Soldan sağa. Ayaktakiler Meliha- ..-.. -..-..-Neşide-Nazlı-Rabia Oturanlar Ferhunde Remzi Erkin-Belkıs-Semiha

1929 Kürekçiler 1929 Kürekçiler

1929 Meşhur Denizcimiz Nevin Hassan 1929 yılında bir Tek çifte yarışını kazanıp Birincilik bayrağını aldıktan sonra Meşhur Denizcimiz Nevin Hassan 1929 yılında bir Tek çifte yarışını kazanıp Birincilik bayrağını aldıktan sonra

1929 yılında üç ahbap çavuş kürekçilerimiz Soldan sağa İbrahim Göktalay-Rüknettin Öztamur- Mehdi Ağaoğlu. Çömelen Serdümen Muzaffer Eser 1929 yılında üç ahbap çavuş kürekçilerimiz Soldan sağa İbrahim Göktalay – Rüknettin Öztamur – Mehdi Ağaoğlu. Çömelen Serdümen Muzaffer Eser

1929 yılındaki meşhur üç çiftemiz Hamlada Şeref Hüsam, Provada Suphi Yalter, Sıvıryada Bekir Macur 1929 yılındaki meşhur Üç Çiftemiz Hamlada Şeref Hüsam, Provada Suphi Yalter, Sıvıryada Bekir Macur

5-- 1929 5-Arka

Mehmet Feridun Demirden’in 1929 yılında kazandığı bir Madalya. Orijinali Müzemizdedir. Madalyanın arka yüzünde “1929 Bebek, 3 çifte II.liği” yazmaktadır.

1929, 27 Eylül tarihinde Kürekçiler Beykoz’da yapılan yarışlara giderlerken 1929, 27 Eylül tarihinde Kürekçiler Beykoz’da yapılan yarışlara giderlerken

Reklamlar