1930’LU YILLAR

1935 Dört tektekiler Serdümen Talat Kurt-Nedim-Celal-Şahap Kocatopçu-Adnan Kent İki çiftedekiler SerdümenSungur Gürsoy-Azmi Yumak-Asım Bozyiğit

Bu yıllarda yarışlar Kabotaj Bayramında Moda’da, Paşabahçe – Beykoz arasında ve Büyükdere – Bebek arasında her takımdan dörder tekne ile merhaleli olarak yapılırdı.

Atatürk 1 Temmuzda yarış başlatıyor

Resim: Atatürk 1 Temmuz Kabotaj Bayramı Yarışlarında başlama işaretini verirken.

1930’lu, 1940’lı yıllarda kulübümüzde Ali Enünlü, Turgut Atakol, Reha İren, Dabo Fethi, Suat Kesim, Jerfi Fıratlı, Tevfik, Sati İpek, Petro gibi şampiyon kürekçiler ve Reşat Akant gibi başarılı dümenciler yetişmiştir.

“Jerfi Fıratlı” daha sonra atletizm ve futbolda da adından söz ettirmiş,  yönetici olarak da kulübe yıllarca faydalı hizmetler sağlamıştır. 2011 yılında vefat ettiğinde Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Onursal Başkanı, Galatasaray Kulübü eski ikinci başkanı ve Türk Spor Vakfı Başkanı gibi ünvanları vardı. Yönetimde olduğu her dönemde kürek şubesine destek olmuştu.

1930 4+ yarış

Resim: 1930  yılında Bebek önlerinde bir Bayanlar Dört Tek Dümencili yarışı.

1930 yılında Galatasaray‘da yeni bir üç çifte ekibi çıkmış ve Serdümen: Muzaffer Eser, Hamlada Mehdi Ağaoğlu, Pruvada Rüknettin Öztamur, Sıvıryada İbrahim Göktalay yenilmeyen bir takım olmuştur.

1931 yılında Kürekçilerimiz: Mehmet Feridun Demirden – Jozef Köşkenyan – Feridun Key – Mümtaz Bilengil – Nedim Özgen – Lütfü Karabağ – İbrahim Göktalay – Mehmet Ali Soysal – Mehdi Ağaoğlu – Rüknettin Öztamur – Yekta Işıtan – Kemal Özbek – Emin Dırvana – Neşet Karadoğan – Şeref Hüssam – Suphi Yalter – Halil Karapınar – Hayri Tokatlıoğlu – Bekir Macur – Hakkı Tokatlıoğlu – Nevin Hassan

Serdümenler: Mehmet – Necati

Tek Çifte1

Resim: Mehmet Feridun Demirden Tek Çiftede

Üç Çifte Teknede Üç Çifte 1

Resim: Mehmet Feridun Demirden ve Üç Çifte ekibi

Bu yıllarda sadece Galatasaray’a değil Türk küreğine de büyük yenilikler getiren Nevin Hassan’ın adı önemli bir yer tutar.

Nevin Hassan, aktif sporculuğu sırasında Altınordu’dan Eftal Nogan’ın tek çifte geçilmezliğini ele geçirmiş ve bu branşta kazanılan kupalar daha sonraki yıllarda da Galatasaray’da kalmış, Petro ve Tonguç Türsan’ın birincilikleri (Galatasaray’da kürek çektiği sürece) aralıksız olarak devam ettirilmiştir.

Nevin Hassan (1912-1951), 1930’lu yılların ortalarında genç yaşta aktif kürekçiliği bırakmış, Almanya’ya eğitime gitmiştir. Kendisi 1936 Berlin Olimpiyatlarına Kırmızı-Beyaz Dergisinin muhabiri olarak katılmış, yarışmaları izlemiştir. Galatasaray Lisesi mezunudur, Berlin Teknik Yüksek Okulunda okurken 2. Dünya Harbinin çıkması sebebiyle eğitimini yarıda bırakarak Türkiye’ye dönmüştür. Eski anlatılardan aynı yıllarda aynı okulda okuyan ve eğitimini harp dolayısıyla yarım bırakarak dönüş yapan kürekçimiz Ali Sungur Gürsoy ile beraber döndükleri anlaşılmaktadır. Nevin Hassan kürek sporunun yanında Suat Erler ile birlikte su topu da oynamıştır.

1930 Nevin Hassan İsmet İnönü

Resim: 1930 Kabotaj Bayramı Yarışlarında Birinci gelen Nevin Hassan İsmet İnönü’den birincilik bayrağını alırken.

Nevin Hassan Almanya’daki eğitimi sırasında Berliner Ruder Club’da o günlerde dünyanın en ünlü kürek antrenörleri arasında bulunan F. K. Gwinner ve Tom Sullivan ile çalışmış, aynı zamanda ünlü otorite Steve Fairbairn’in kitaplarını okumuş, Ortodoks kürek stili ile karşılaştırmıştı. Nevin Hassan “Fairbairn” kürek stilini ülkemize getirerek kürek sporunun çağdaş seviyelere gelmesinde önemli çalışmalar yapmış ve bunları Türkiye’de ilk defa kürek sporu ile ilgili bir kitapta yayınlamıştır.

Nevin Hassan’ın çalışmalarını topladığı kitabından bir bölümü aşağıda inceleyebilirsiniz:

“Kürek Sporu” Yazan: Nevin Hassan, Ankara 1943

TC Maarif Vekilliği beden Terbiyesi Umum Müdürlüğü MF. V yayınları. (Sayfa 62’den 69’a)

“Bütün beden hareketleri gibi kürek sporunda da muvaffakiyete varabilmenin yegane sırrı idmandır. İdman kelimesi içinde biz, hem günlük bedeni talimi hem de sporcunun günlük hayatını anlıyoruz. Esasen ayrılmayan bu iki mevhum layıki ile tatbik edildikçe hakiki idman prensiplerine varılmış olur. 

Bedeni talimlerin faydalı olabilmesi için her şeyden evvel kürekçi sıhhi bir muayeneden geçmesi muhakkak lazım gelir. Sporcunun idmanda daima kafa ile müştereken bedenini çalıştırması Iazımdır. Bunun için de kafanın tekniği öğrenmesi, bedenin bu öğrenilen tekniği hazmetmesine kadar talim etmesi lazımdır.

Kürek sporu, birçok diğer sporlar gibi, yalnız bedeni kabiliyet İsteyen spor nevilerinden olmayıp, bedenin yüksek kabiliyeti yanında, çok işlek bir kafa bulunmasını gerektirir. Bunu ispat için kürek sporunu dünyada en çok Üniversitelerde revaç bulduğunu, muvaffakiyet kazanan enternasyonal kürekçilerin ekseriyeti hep yüksek tahsilli gençlerin teşkil ettiklerini söylemekle ittifak edebiliriz.

Kürek tekniğinin birinci kısmını teşkil eden kürek malzemesini kürekçinin vücuduna göre ayarlamak bahsini daha önce gördük.

Kürek tekniğinin ikinci unsuru ise stildir, bu günkü tarza yakın kürek sporu Avrupa’da 100 seneden beri yapılmaktadır. Bu kadar uzun bir müddetten fazla bir zaman zarfında kürek sporu muhtelif safhalar geçirmiş olup nihayet 40 seneye yakın bir mazisi olan müteharrik oturaklı bugünkü modern Botlara varılmıştır.

Bu teknelere geçildikten sonra da Stil üzerinde birçok nazariyeler ortaya çıkmıştır. Birçok fikirler yürütülmüş ve tatbik edilmiştir. Fakat bütün bu Stil çeşitlerinden çeşitlerinden ancak iki nevisi üzerinde bu cereyanlar temerküz etmiştir. Bunların birincisine Ortodoks, ikincisine de Fairbairn denilmektedir. 

Ortodoks stili,  bilhassa Almanya’da 1935 senesine kadar çok revaç bulmuştur. Ben bunu, Almanların vücudun duruşuna verdikleri ehemmiyetten ileri geldiğine kanaat ediyorum. Onların direk, asker, sert, vücudun üst tarafını kıpırdatmadan, bacakları dizden hiç kırmadan Belden fırlattıkları resmigeçitlerdeki meşhur kaz adımları herkesçe malumdur.  Bu çok dehşetli adım muhakkak ananevi kıymeti çok büyük olmakla birlikte vücudu sıkarak boşu boşuna yormaktan başka bir işe yaramaz.

Nitekim Almanlar bu yürüyüşlerini resmigeçitlerde tatbik ediyorlar, seferde etmiyorlar.

İşte Ortodoks stili bu yürüyüşe çok benzer. Bot içinde dik bir oturuş, kafa daima arkaya doğru, beyin hep çok gergin, kollar hemen hemen bütün hareket esnasında gerilmiş bir halde, gözler öndeki kürekçi arkadaşın ensesinde, kaskatı hareketler mecmuası.

Bundan mada Ortodoks stilinde kürek sudan çıkar çıkmaz kürekçi süratle öne kayar ki, bu botun gerisine doğru bir kuvvet husule getirerek onu yolundan alıkoyar, süratini keser.

Fairbairn stilinde göz önünde tutulan esas, kürekçinin bütün akıl ve fikrini, bedeni kuvveti üzerinde temerküz ettirerek kürek palasının suyu iyi kavrayıp aynı hızla darbeyi devam ettirmeğe; Ortodoks’da ise bu temerküz keyfiyeti küreğin bot içindeki dik duruşunu temine matuftur.

Birbirlerinden esaslı surette farklı olan bu stillerden hangisinin daha iyi olduğu uzun müddet mucibi münakaşa edilmiş, ihtilaflı fikirlere yol açmıştır.

Müteharrik oturakların randıman verebilmesi ancak kollar ile bacakların müştereken çalışmalarına bağlı oluşunu ilk defa İngiliz Antrenör Fairbairn bulmuştur. Bu nokta onun bu günkü stilin kaidelerini kurabilmesi işine ilk başlangıç noktası teşkil etmiştir. İlk evvela kollar vasıtası ile küreği suya oturtmak sonra kürek palası Bota amut gelince bacaklarla basamağa dayanarak müteharrik oturak üstünde baş tarafa doğru kaymak, botun ilerlemesine pek cüzi derecede sebebiyet verebilmektedir. Çünkü Kürek palası ile basamak tahtası arasında bir irtibat kol ve bacakların ayrı ayrı çalışmasından almamakta, kürek ayı aks olmak üzere, pala bu halde suda yürürken, kürekçi raylar üzerinde kaymaktadır. İşte bu son ana kadar bir şey kazanılmamakta olunduğu ayan beyan bellidir.  Botu da cuzi surette yürüten hadise ise küreğinin rayların sonuna gelmesinden sonra haliyle asıl darbenin tesiridir. Şu halde her şeyden evvel kollarınkine müsavi bir hızda bacakların da basamak tahtasına dayanıp gerilmesi ancak randımanı temin edebilmekte olduğu sabit olur.

Diğer mühim bir keyfiyette Botların kürekçi öne nisbi bir surette yavaş kaymakta ve darbeleri sonunda daima temizce palayı sudan sıyırmalıdır. Bacaklar kollarla birlikte süratle hareket ettirme ile önüne doğru kürekçinin yavaşça kayması doğan diğer avantajlardan biridir. Kürek palasının havada olduğu esnada, Botun uzunca bir müddet suda kayması imkanıbulmasını temin etmesi, diğeri ise yine bu sıralarda kürekçinin yeniden atılacak olan darbeyi iyice hazırIanma fırsatını vermesi, bir diğeri de bu zaman zarfında iki darbe arasında nefes alarak kısa bir dinlenme fırsatını kazanabilmesidir.

Sporumuza Fairbairn stilini sokmamız, bu yolda bir istikamet vermek, onu modernleştirmek bakımın en doğru keyfiyet olur. 1940 senesinde hakiki Fairbairn stilini kavramış olan benim antrenörlüğümde çalışan Reşad’ın dümenciliğindeki Tevfik – Kesim – Turgut – Sati dört tek ekibi o zamana kadar arka arkaya şampiyon Güneşin güzide takımını Marmara kürek şampiyonasında, çok rahat bir tempo ile geride bırakmışlardır.

Aynı ekip o sene yapılan Beykoz-Moda mukavemet yarışlarında dakikada 30 darbe çeken bu meşhur rakiplerini dakikada 22 kürekle geride bırakmışlardır.”

Nevin Hassan Hakkında Galatasaray Dergisi’nin 144 sayılı, Şubat 2015 tarihinde yayımlanan nüshasındaki “Kürekte bir Efsane” adlı portre yazısını ileriki sayfalarda “1930’lu Yılların” sonunda okuyabilirsiniz.

                                                                           

 

Petro

Resim: Tek Çiftenin geçilmez Şampiyonu Petro Fenoryatis

O yıllarda Tek çiftede Petro, iki çiftede Reha ile Dabo Fethi, dörtlüde ise dümende Reşat, Tevfik, Turgut, Suat Kesim, Sati senelerce geçilmemişlerdir.

1931 yılı sutopunun Türkiye’deki başlangıç tarihidir. Bundan birçok seneler evvel bu oyunun Galatasaray’lılar tarafından oynandığı söylenmekte ise de bunun ne kadar doğru ve ciddi olduğunu bilinmiyor. İlk sutopu maçı 1931 senesinde o zamanki Şirketi Hayriye tarafından Büyükdere‘de inşa olunan Lido yüzme havuzunda tertip olunan 17 Temmuz 1931 yüzme teşvik müsabakalarından sonra oynanmıştır. Daha sonra Beykoz, Beylerbeyi, Deniz Lisesi ve Galatasaray takımlarının katılımı ile İstanbul Şampiyonası düzenlenmiştir. Yapılan bütün maçlarda rakiplerini yenen Galatasaray ilk şampiyonluğu kazanmıştır. Bu maçlarda ilk sutopu takımında yer alan sporcular: Ahmet – Talat Yüzmen – Şeref Hüsam – Suat Erler – Rauf – Mebrur Oral – Mehdi Ağaoğlu – Memduh Soysal – Nevin Hassan – Naili Moran olmuştur.

1932, Los Angeles Olimpiyatları yılıydı. Olimpiyatlara Türkiye’den katılan kürekçi olmadı.

1932 yılı Kürekçilerimiz: Şeref Hüsam – Jozef Köşkenyan – Feridun Key – Mümtaz Bilengil –  Nedim Özgen – Faruk Umay – Sabri Çakın – Kemal Şerbetçi – Kadri Yumak – Süreyya Macur  – Nezih Ulagay – Emcet Ali Sander – Faruk Umay – İlhan Ulagay.

Serdümenler: Mehmet – Memduh Soysal – Fethi Gürel

1930’lu yıllarda Bebek’teki Galatasaray Kayıkhanesi’nden uzun mesafelere kürek çeken birçok ekip çıkmıştır. Bu seferler hem spor hem de eğlence için düzenlenmekte ve sporcuların birbiriyle, suyla, tekneyle bütünleşmesini sağlamaktaydı. 1934 Galatasaray Denizcilik Yıllığı sayfa 17’de bu konu çok güzel anlatılmaktadır:

Uzun Seferlere Dair… (Kazım Karadağlı)

“Galatasaray denizcilik şubesinin kuruluşundan beri denizci arkadaşlar toplu bir halde ve sık sık gezintilere gitmekten geri kalmamışlardır. Hemen hemen her Cuma günü Bebekten futalarla yola çıkarak Beykoz’a, Sarıyer’e, Sütlüce’ye veya Kavaklar’a kadar gidip gelmişler, hem idman yapmışlar ve hem de eğlenceli vakitler geçirmişlerdir.

Ta çok eskiden beri Galatasaray denizcilerinin yaptıkları bu sık ve oldukça uzun gezintilerin ne fayda getireceğini takdir edemeyen diğer kulüplerdeki denizci arkadaşlarımız bizleri tenkit eder, kürekçilerin yıprandığından ve işe yaramaz bir hale geldiklerinden bahisle bu seferlere (Amerika seferleri) ismini takmışlar ve böyle teşebbüslere girişmekten uzak durmuşlardır.

Fakat bu tenkitlere rağmen, bu seferlerin faidelerini kendi üzerlerinde denemiş olan Galatasaray denizcileri, uzun gezintilere daha sıkı sarılmışlar, gezinti sahasını genişletmişler ve bu genişleyişten birçok istifadeler görmüşlerdir.

Her sporda olduğu gibi sporcunun kullandığı vasıtalara ve yarıştığı sahaya alışık olması lazımdır. Bu alışıklık ancak sporcunun onlarla uzun müddet uğraşması ve bu uğraşma sayesinde onları her an benimsemesi ve yarışı esnasında onlara karşı bir yabancılık hissettirmemesi ile elde edilebilir.

İşte bir sporcu iyi bir denizci olabilmesi ve iyi yarış yapabilmesi için her şeyden evvel oturduğu yere alışık olmalıdır, ondan sonra elleri küreklere, ayakları basamaklara, kürekleri çekilmeğe, kayışları kaymağa alışık olmalı ve her türlü havadan ürkmeyecek çırpıntılı hatta fırtınalı denizlerde kendisini kaybederek küreğini şaşırmayacak kadar denize alışık olmalıdır. Bu alışıklık yalnız kürekçinin uzun seferlere iştirakiyle kabil olur. Bu sayede kürekçi hem idman yapmış hem de zevkli ve eğlenceli bir vakit geçirmiş olur. Zaten spordan maksat da bundan başka bir şey değildir. Yalnız yarış için çalışan sporcuya spor yapıyor denemez, çünkü spor evvela sıhhat ve eğlenceli meşguliyet için yapılır, yarış birinciliğini kazanmak onların tabii bir neticesini teşkil eder ve ikinci derecede kalır.

Galatasaray denizcilerinin şimdiye kadar yaptıkları ve her sene tekrar ettikleri uzun seferler Yalova, Florya, Poyraz, İrva (Riva) Bozhane, Şile ve İzmit seferleridir.

Bu sene iki arkadaşımız Süreyya ve Azmi, muvaffakiyetle başardıkları Marmara turunu da. Galatasaray denizcilerinin uzun sefer koleksiyonuna koymuşlardır. Bu turun her sene tekrar edilmesi ve başka kulüplerdeki denizci arkadaşlarımızın da böyle seyahatlere çıkmaları temenni olunur.”

Uzun mesafelere yapılan seferlerde uzaklıklar mil olarak belirtilmişti. Okuyucuya fikir vermesi açısından örnek olarak Kuruçeşme İskelesi’nin Karaköy Köprüsü’ne olan uzaklığı 4 mil – (1 Gomina) (7605.50 m) olarak verebiliriz. (A. Cabir Vada – ‘Boğaziçi Konuşuyor ve Kanlıca Tarihçesi’ kitabından).

Günümüzde teknik bir bilgi olarak: GPS kayıtlarıyla Galatasaray Adası’nın Coğrafi Konumu İstanbul / Beşiktaş / Kuruçeşme / 41 derece, 03 dakika, 49 sn Kuzey / 29 derece, 02 dakika, 20 sn Doğu şeklinde verilmektedir.

Galatasaray’lı kürekçilerin 1930’lu yıllarda gerçekleştirdikleri uzak mesafe seferleri kronolojik olarak aşağıdaki gibi sıralanır:

6.10.1933 tarihinde Bebek – Beykoz – Bebek seferi yapılmıştır.

13.10.1933 tarihinde 32 millik İrva (Riva) gezisinde sabah 6.00 da Bebek’ten sefere çıkılıp gece 20.00 de dönülmüştür.

27.10.1933 İzmit seferi 1924′ten sonra yapılan ikinci önemli uzun sefer olarak kayıtlara geçmiştir.  Sefere Mehmet, Nevin, İlhan, Talat “Şehit Celal” teknesiyle, Fethi, Kemal, Mithat, Kadri “Necip” teknesiyle, Behzer, Bedii, Nezih, Suat “Şehit Neşet” teknesiyle katılmışlardır. İki gün İzmit’te konakladıktan sonra geri dönülmüştür.

İzmit

Resim: 1933 İzmit Seferi

Kürekçilerimiz tarafından 21.6.1934’te Pendik Yalova seferi ve ayrıca 7.9.1934’te Bebek Bozhane (33 mil) uzun kürek seferleri yapılmıştır.

3 Ağustos 1934 günü Şile seferinin başlangıç tarihidir. “Şehit Celal” futasıyla Bekir, Azmi, Kemal, Kadir saat 7.00 de yola çıkarak saat 20.00 de Şile’ye varmışlardır. Gece orada konaklayıp ertesi gün sabah 6.00 da hareketle saat 18.00 de Bebek’te olmuşlardır.

20 Eylül 1934 günü Büyük Marmara turunun başlangıç günüdür. Azmi, Süreyya ekibi Bebek’ten sabah 7.00 de yola çıkıp, 10.00 da Florya’ya varmış, 12.00 de Büyükçekmece önlerine gelmiş, Mandataşı’nda tamirat yapıp gece Marmara Ereğlisi’ne varmışlardır. Oradan yelkenle Tekirdağ’a geçilmiştir. Ertesi gün öğleden sonra 22.00 de Hora Burnuna varılmıştır. Gece Eriklice’de geçirilmiştir. Sabah hareketle Gelibolu’ya akşamüstü varılmıştır. Ertesi sabah hareketle Çanakkale’ye saat 16.00 da varılmış, gece orada konaklama yapılmıştır. Ertesi sabah hareketle akşama Çardak’a varılmış ve orada konaklama yapılmıştır. Sabah hareketle sırasıyla gece Karabiga’da yatış, Kapıdağ-Paşa Limanı’nda konaklama, Erdek’te konaklama, Bandırma’da iki saat dinlenme, Yalova’ya saat 16.00 da varış ve konaklama, Maltepe üzerinden Bebek’e saat 13.00 de varış gerçekleşmiştir.

27.10.1934’te Bebek – İzmit 3. Sefer (56 mil),

7.9.1935’te Bebek – Bozhane – Bebek 2. Sefer (33 mil),

1.10.1937’de Süreyya – Macur’un Marmara turu,

28.10.1937’de Bebek – İzmit 4. Sefer, (56 mil),

30.10.1937’de Bebek – Mudanya – Bebek (160 mil) seferleri yapılmıştır.

O yılların unutulmaz parkur yarışlarından birinde, 8 Eylül 1933 tarihinde Salacakta yapılan İstanbul Şampiyonasında Fethi Gürel – İlhan Ulagay – Bekir Macur İki Çifte Dümencili ekibi rakipleri olan Fenerbahçe’yi büyük farkla geçerek şampiyon olmuştu.

1933 yılında spor dünyasına yeni bir kulüp katılır. Galatasaray Kulübü içinde çıkan amatörlük – profesyonellik konusundaki fikir çatışması sonunda kulüpten ayrılan 25 kişilik bir gurup Yusuf Ziya Öniş’in liderliğinde Taksim’de Sıraselviler’deki, bugünkü İstanbul Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğü binasında (Kırmızı- Sarı anlamında) Ateş-Güneş kulübünü kurarlar. Adı sonradan sadece Güneş olarak anılacak olan kulübün adına İstinye’de bir denizcilik şubesi açılır ve kayıkhane tesis edilir. Atatürk’ün yaveri olan Cevat Abbas Gürer beyin başkanlığa geçmesiyle de kulüp çok kuvvetlenir. İşte bu kayıkhanede kulübümüze uzun yıllar hizmet vermiş olan kürek şubesinin duayeni Emin Gezgöç hocamız ve yüzme branşının duayeni Yılmaz Özüak yetişmiştir. Yılmaz Özüak ilk yıllarda kürekçi olarak başlamış sonradan yüzmeye olan yatkınlığı farkedilerek bu spora geçmiş yıllarca şampiyonluklar kazanmıştır. Güneş kulübü maddi olarak Ankara’dan destek aldığı için ilk senelerinde çok etkin olmuş ve “profesyonellik” anlayışını ön plana çıkartarak kulübümüzden de birçok tanınmış sporcuyu bünyesine almıştır.

Kulübümüzde o yıllarda Denizcilik Şubesinin başına geçecek kişi hakkında çok münakaşalar yapılmış ve sonunda Şekip Ethem Engineri şube kaptanı olmuş, başarılı yönetimi ve kazanılan şampiyonluklar ile takdir toplamıştır.

1933 Lazlo Vanço Resim: Lazlo Vanço

Güneş kayıkhanesi faaliyete geçtikten sonra Atatürk, tekne ve kürek imalatının Türkiye’de de yapılmasını ister. O yıllarda İstanbul’da güreş antrenörlüğü yapan Macar Peter, Macaristan’da Tuna nehri kıyısında Peşte’de tekne imalat atölyesi olan Lazlo Vanço ve ağabeyini tavsiye eder. Vanço kardeşler daveti kabul ederek 1933 yılında İstanbul’a gelirler. Kendilerinin Fatih Medresesinde atölye kurmaları ve orada ikamet etmeleri sağlanır. Burada ilk olarak 33 adet tek çifte yapılır ve sahil kulüplerine dağıtılır. İmalatta Beyaz Çam ve Sedir ağacı kullanılmıştır. Yapılan ilk tekneyi o tarihlerde Güneş kulübünün kürekçisi olan 1912 doğumlu Emin Gezgöç Florya’ya Atatürk’e götürür ve o teknede kürek çekmeyi gösterir. Tekne imalatı daha sonraları işi öğrenen Türk ustalar tarafından da devam ettirilir. Vanço Usta ilerleyen senelerde Türkiye’ye yerleşmiş, burada çocuklarını evlendirmiştir. Emin Gezgöç de daha sonraları Vanço Usta’nın kızı Selma ile evlenmiştir.

(Bilgiler Emin Gezgöç’ün kızı Hale Gezgöç’ten şifahi olarak alınmıştır)

1933 yılında Kürekçilerimiz:

Fethi Berbars – Kemal Özbek – Kadri Yumak – Bekir Macur – Süreyya Macur – Nezih Ulagay – Emcet Ali Sander – Faruk Umay – İlhan Ulagay – Bedii Gorbon – Muzaffer Gencar – Baret Köşkenyan – Jozef Köşkenyan – Nedim Özgen – Mümtaz Bilengil – Feridun Key – Azmi Yumak – Mehmet Ali Soysal – Muzaffer Eser –  Ferit – Cenap And.

Serdümenler: Fethi Gürel – Mehmet – Mahmut – Raşit – Armen – Mehmet – Behzer – Kemal Aytek – K. Mahmut

8 Eylül 1933 tarihinde Salacakta yapılan İstanbul Kürek Şampiyonası sonuçları:

Müptediler

İki çifte dirsekli: Mehmet – Süreyya Macur – Nezih Ulagay

Bir çifte: Fethi Gürel – Şeref Hüsam

İki Çifte: Mehmet – Kemal Özbek – Kadri Yumak

Üç Çifte: Mehmet – Emcet Ali Sander – Faruk Umay – İlhan Ulagay

Kıdemsizler

Bir Çifte: Fethi Gürel – Fethi Berbars

İki çifte dirsekli: Fethi Gürel – Süreyya Macur – Nezih Ulagay

İki çifte: Mehmet – Bedii Gorbon – Faruk Umay

Üç çifte: K. Mahmut – Muzaffer Ceyhan – Nezih Ulagay – Baret Köşkenyan

Kıdemliler    

İki çifte dirsekli: Fethi Gürel – İlhan Ulagay – Bekir Macur

Bir çifte: Mehmet – Jozef Köşkenyan

İki Çifte: Fethi Gürel – Bedii Gorbon – Kadri Yumak

Üç Çifte : Mehmet – Kemal Özbek – Jozef  Köşkenyan – Nedim Özgen

Galatasaray 52 puanla birinci, Beykoz 38 puanla ikinci, Türk gücü 11 puanla üçüncü, Fenerbahçe 7 puanla dördüncü,

1934 yılında Anadoluhisarı ile Kandilli arasında yapılan kürek Teşvik Yarışları Yenikapı’ya alınarak yeni bir yarış parkuru açılmıştır. (Besim Koşalay Notları)  (1934 Galatasaray Denizcilik Yıllığı)

Aynı yıllıktan alınan aşağıdaki paragraflarda durum açıkça anlatılmıştır:

“1934 senesini Galatasaray kürekçileri çok büyük maddi zorluklar içinde geçirmek mecburiyetinde kaldılar. Bu zorlukların en büyüğü, şüphesiz ki kayıkhanesizlik olmuştur.

Bütün bir sene, her biri 200-300 kilo gelen futa ve skifleri, antrenmandan yorgun argın dönmüşken, beş altı basamak merdivenden, ekseriya ancak bir kaç kişi ile ve elle, günde bir kaç defa indirip çıkarmanın ne demek olduğunu, ancak ona katlanmış olanlar iyice anlayabilir.

Bütün bu zorluklara daima şevk ve azimle karşı koyarak, mevsimin başından itibaren tedrici bir inkişafla, son şampiyonadaki parlak neticeye varabilen kürekçiler, hiç şüphe yok ki, bu muvaffakiyetleri ile, maddi” ve manevi ” spor olgunluğunun en güzel bir misalini göstermişlerdir.

Daha sonbahardan başlayarak tekmil kış devam eden ve esas yarış antrenmanlarına, büyük faydaları dokunduğu şüphesiz bulunan uzun seferler çalışmasını, bu seferlere iştirak eden arkadaşlar bizzat anlatacakları için burada doğrudan doğruya yarış çalışmalarına geçiyorum.

Bu çalışmalarda, yukarıda söylediğimiz kayıkhanesizlik derdinden başka, karşılaşılan zorluklardan birisi de, yeni bir sınıf olan dörtlü ve tek kik teknelerinden, elimizde ancak birer tane bulunması idi.

Bunların 1933 senesinde ilk defa yarışa girmeleri, en muvafık ekiplerini bulabilmek için birçok denemelere lüzum hissettiriyordu.

Yarışların müptedi, kıdemsiz ve kıdemli diye üç sınıf üzerine tertip edilmiş olması ve Galatasaray‘ın diğer bazı kulüplerin profesyonel zihniyeti hilâfına olarak, yalnız kulübüne fazla yarış kazandırmak değil, daha ziyade memlekete fazla sporcu yetiştirmek gayesi ile hareket ettiği için, diğer kulüpler gibi her üç sınıfa da ayni ekibi sokmayıp, kendini – bir tek tekne ile de olsa – mümkün olduğu kadar değişik ve başka başka ekipler yetiştirmek manevi mecburiyetinde hissetmiş olması, bu zorluğu kat kat artırıyordu.

Çok defa kulübe pek uzaklardan gelip saatlerce bekledikleri halde, futanın meşgul olması dolayısı ile, antrenman yapmadan dönmek mecburiyetinde kalan arkadaşların acı manzarası ile karşılaşıyorduk.

Yalnız son İstanbul şampiyonası yarışlarına Galatasaray’dan giren, 24 kürekçidir.

Bu yekûn, bütün diğer kulüplerin bu yarışlara soktuğu kürekçilerin mecmuundan fazladır.

Yalnız arada şu küçük fark vardır: Bu 24 Galatasaraylıdan 20’si en az bir birincilik alarak İstanbul şampiyonu olmuşlar, geri kalan dördü, -üçü ikinci ve biri de üçüncü olarak- dereceye girmişlerdir.

Yani, Galatasaray‘ın yarışa soktuğu bu 24 kişi, bir kuru kalabalık değil, hepsi, çetin ve ekseriya kendilerinden daha eski ve tecrübeli hasımlar karşısında, İstanbul şampiyonu olabilecek kadar yetişmiş sporculardır.

Bunlardan 7’sinin ilk yarış seneleri olduğu halde, 6’sı şampiyon olmuş, yalnız biri üçüncü gelmiştir.

Bu rakamlar o kadar beliğdir ki, bu hususta fazla bir şey söylemeği lüzumsuz görürüm.

Her sene, memlekete, böyle mühim ve kıymetli bir sporcu kitlesi hediye eden Galatasaray denizcilerinin daha geniş imkânlarla bu feyizli çalışmalarını arttırdıklarını görmek yegâne emelimizdir.”

1934 yılında Kürekçilerimiz:

Olek – Orhan Selahattin – Orhan Tahsin – Orhan Cemil – Pol Bezezyan – Rasim Refik – Rasin Ulagay – Raşit – Rebii Gorbon – Refik – Reşit – Refik Bezmen – Rezzak Yumak – Rüknettin Öztamur – Sabri Raşit Anday – Sabri Çakın – Sadi Demirkaya – Samim – Sami – Sedat Abud –  Selim Dırvana – Selim Faik Albatros – Selim Halit – Semiha Şekip – Sermet Kevkep – Sezai – Suat Hüseyin – Suat Ulagay – Suat Karaosman – Suat Reşit – Suat Ziya – Süha Dağdeviren – Sunny – Ali Sungur Gürsoy – Suphi Yalter – Süheyli Rasim – Süleyman Dırvana – Süreyya Macur – Seyfullah – Talat Hasan – Talat Yüzmen – Tevfik Şevket – Uluer Yüceöz – Vedat Abut – Velit Ebüzziya – Yekta Işıtan – Yekta Mazlum – Naci Evranos – Ziya Arif – Ziya – Ziyat Zühtü – Samime Göktalay – Şükriye Kut (Paşakay) – Sabahat.

Galatasaraylılar Derneği’nin 30 Nisan 1934 tarihli toplantısında “Bütün Galatasaraylıların bulunabileceği bir ziyafet tertibine” ve 14 Mayıs 1934 tarihli toplantısında da “Galatasaraylılar Ziyafetinin 1 Haziran 1934 Cuma günü verilmesine” karar verilmiştir. Ertesi yıl, Pilav Günü tarihi belirlenirken, bir yenilik getirilmiştir. Galatasaraylılar Derneği’nin 17 Nisan 1935 tarihli toplantısında, “Galatasaraylılar Senelik Yemeğinin 31 Mayıs 1935 Cuma günü verilmesine ve yemek olarak Kuzu Pilavı, sebze ve Kaymaklı Ekmek Tatlısı ikram edilmesine” karar verilmiştir. Olağanüstü beğeni kazanan bu yemek Galatasaray Pilavı olarak yerleşmiş ve Pilav Günlerinin esas mönüsünü oluşturmuştur. Galatasaraylılar Derneği’nin her yıl Haziran ayının ilk pazar günü düzenlediği Ananevi Pilav Günü’nde tüm Galatasaraylılara Galatasaray Pilavı sunulur. Ayrıca, Lise’nin normal yaşam düzeni içinde, her hafta Cuma günleri, öğle yemeklerinde öğrencilere Galatasaray Pilavı ikram edilir.

Kürek sporuna karşı özel bir ilgisi olan Atatürk bir gün teknelerden “fıtayı” (yarış teknesi) çok merak etti. Bu yüzden, Galatasaray Spor Kulübü’nün 12 numaralı üyesi Ruşen Eşref Ünaydın’ın aracılığıyla, tek çifte bir fıtayı Florya’ya getirtti. Bu olayı Prof. Dr. Bedii Gorbon Hisar Bank Kültür Yayınları tarafından yayımlanan “Atatürk ve Spor” adlı kitabın 42. sayfasında şöyle anlatır:

“Hiç unutmam; sene 1935 ve tarih de 29 Hazirandı. Galatasaray Lisesinde son sınıf talebesiydim. Rahmetli Müdür Muavini Muslih Peykoğlu akşam çıkışta beni bekliyordu. “Yürü haydi gidiyoruz” dedi. “Nereye” diye sordum. Cevap vermedi. Doğru Bebek`e gittik. Galatasaray Kulübü Denizcilik Lokali Bebekteydi o zamanlar. Hoca, tek çifte fıtayı denize indirmemi istedi. Fıtayı denize indirdim. Ancak ondan sonradır ki, bana şu hususu açıkladı: “Gazi, Florya’da bizi bekliyor; kürek çekecek”, dedi. İşte o anda büyük bir heyecanın tüm benliğimi kapladığını hissettim. Adeta tir tir titriyordum.

Bir motor bizi aldı, Florya’ya götürdü. Köşkün önünde fıtayı motordan denize indirdik. Biraz sonra Atatürk köşkün iskelesinde göründü. Ayağında lastik pabuçlar, elinde sigarası, üstünde de slip bir yün mayo vardı. Gazi’yi ilk defa yakından görüyordum. Ne büyük insandı. Fıtaya bindi. Elli metre kadar kürek çektikten sonra yoruldu. Bana dönerek:

-“Senin çok acayip bir sandalın var!..” dedi. “Biraz sen kürek çek de göreyim…”
Tam kırk beş dakika Atatürk’ü dolaştırdım. İnsana müthiş hamle veren hali vardı. O zamanlar Türkiye rekoru bendeydi. Eğer kronometre tutulsaydı, bu rekoru çoktan kırmış olurdum o gün.

Gazi bu geziden çok memnun olmuştu. Köşkün rıhtımına çıkınca bana döndü:

– “Ne arzu ediyorsun?..” diye sordu.
Ne isteyebilirdim? Zaten dilim tutulmuştu. Onun varlığı benim için en büyük mükafat değil miydi?…
– “Sağlığınız paşam dedim”

Hangi kulüpten olduğumu sordu. Galatasaraylı olduğumu söyledim. “Bütün arkadaşlarının gözlerinden öperim ” dedi, bizi eliyle selamladı.

Hiç durmadan fıta ile Bebek’e kadar kürek çektim. Kulübe geldiğim zaman haberi duyan bütün arkadaşların heyecan içinde beni beklediklerini gördüm. O gece heyecanımdan sabaha kadar uyuyamadımdı…”.

1935, 29 Haziran Florya

O tekne ve kürekleri yıllarca Bebek Kayıkhanesinde sergilenmiş, daha sonra müzeye kaldırılmıştır. Günümüzde müzemizde sadece kürekler sergilenmekte teknenin nerede olduğu bilinmemekte ve merak konusu olmaktadır. (Müzedeki resmin altındaki tarih 20 Haziran 1935 olarak verilmiş ve resimdeki tekne “Dümencili Tek Çifte” olarak tanımlanmıştır). O tarihlerde serdümenlik yapan Kemal Onar beyin anlatımına göre Futa bir çatananın arkasına bağlanarak götürülmüş ve yol boyunca dümende Kemal Onar oturmuştur.  Futanın adı Necati idi. Tekneye adını veren “Mustafa Necati Uğural” Atatürk’ün yakın düşünce ve mesai arkadaşı, Altay Kulübünün kurucusu, sırası ile Bayındırlık, Adalet ve Milli Eğitim bakanlıkları yapmıştır.

Atatürk’ün Florya’da bir skifte kürek çekmesi bir başka şekliyle de Emin Gezgöç Hoca tarafından anlatılmıştır. Bu anlatıma göre Vanço Ustanın imalat serisinin ilk teknesi gelen talimat üzerine Güneş Kulübünden alınarak Emin Hoca tarafından Florya’ya götürülmüş ve Atatürk o teknede kürek çekmiştir. Resimdeki tekne Bedii Gorbon’un dümencili tek çiftesi değil, bindirme tekne dediğimiz teknikle inşa edilmiş, dirsekli modern bir skiftir.

Tahminimize göre anlatılan tüm olaylar doğrudur ama değişik zamanlarda farklı şahitler önünde gerçekleşmiştir.

Bu olaydan günümüze kadar gelen tek fotoğraf Kulüp Üyemiz 1916 doğumlu Ali Sabri Çakın tarafından çekilmiştir. (Okul No 1511, Kulüp Sicil No: 1586). Sabri Çakın, Özhan Canaydın başkanlığı sırasında 19 Ekim 2002 tarihinde kulübün en yaşlı üyesi olarak şampiyonluk kutlamalarında kütüğe “97. Yıl anısına” çiviyi çakmış, 1932-34 yıllarında kürek çekmiş, Galatasaray’ın yetiştirdiği değerlerden biridir.

Atatürk, 1937 yılında Fenerbahçe ve çevresindeki gezinti ve tetkikleri sırasında, Fenerbahçe Burnu’nun Kalamış Koyuna bakan kıyılarını pek beğenmiş ve buradaki köhne mendireğin derhal onarılmasını; Fenerbahçe kıyılarının, gençliğin deniz sporlarıyla uğraşacağı bir merkez haline getirilmesi yolunda ilgililere direktifler vermişti. (Fenerbahçe Burnu’nun Kalamış Koyuna bakan kıyılarının bu amaçla değerlenmesi, ancak onun ölümünden yıllarca sonra, kendiliğinden doğan bir ihtiyaçla mümkün olabilmiştir.) Bu kıyıda bugün, İstanbul Yelken Kulübü, Fenerbahçe Spor Kulübü ve Galatasaray Spor Kulübü’nün deniz sporları tesisleri bulunmaktadır. (Fenerbahçe 50. Yıl Kulüp Tarihi)

Ulu Önder özellikle Moda koyunda yapılan yelken ve kürek yarışlarını, “Acar” motorundan veya “Ertuğrul” yatından izlemekten de büyük haz duyardı. Yat koyda demirler, Atatürk ve beraberindekiler bütün günü burada yarışı izleyerek geçirirlerdi. Yarışmaları dürbünle izleyen Atatürk kazananları küpeşte kenarından alkışlar onlara takdirlerini belirtirdi. Özellikle Kabotaj Bayramı yarışmalarında Anadolu ve Rumeli fenerleri tahlisiye istasyonlarının kırmızı ve yeşil (sancak / iskele) boyalı tekne ve kürekleriyle ortaya koydukları ezeli rekabetten doğan iddialı ve çekişmeli yarışmayı izlemek Atatürk’ün pek hoşuna giderdi.

1930’lu, 1940’lı yıllarda İstanbul’da kürek kulüpleri olarak Galatasaray, Fenerbahçe, Altınordu, Anadolu, Beykoz, Beylerbeyi, Anadoluhisarı, Bakırköy Sümerspor ve Samatya Demirspor kulüplerinin adı geçmektedir.

1935 yılında Kürekçilerimiz:

Yuvakim Karakaş – Kemal Özbek – Nezih Ulagay – İlhan Ulagay – Bekir Macur – Kadri Yumak – Bedii Gorbon – Cengiz Kut – Talat Eğilmezer – Muzaffer – Ali Sungur Gürsoy – Azmi Yumak – Hilmi Sakacı – Nüha – Haluk Sadak – Zeyyat – Fahamettin Öztamur – Hamit Alatlı – İlhan Bumin – Oğuz Oran – Enver – Samih.

Serdümenler: Aydoğdu Erdel – Fethi Gürel – Şefik Fenmen – Vedat Tekebaş – Dikran Çerçiyan – Efdal Güner.

1936, Berlin Olimpiyatları yılıydı. Olimpiyat Meşalesi ilk olarak Yunanistan-Olimpiya’da yakıldı ve 3000 sporcu tarafından taşınarak Berlin’e getirildi. Bu olimpiyatlarda Türk Spor Tarihinde ilk olarak madalyalar kazanıldı. Greko Romen dalında Yaşar (Naçar) Erkan 61 kiloda Altın ve “Mersinli” Ahmet Kireççi 79 kilo Serbestte Bronz kazandılar. Atatürk Yaşar (Naçar) Erkan’a gönderdiğin telgrafta “Kendin küçüksün; ama memleket için önemli bir iş yaptın. Artık adın Türk spor tarihine geçti. Çok yaşa Yaşar!” demiştir. Daha sonra Atatürk’ün önerisi ile Yaşar’ın “çaresiz” anlamındaki Naçar soyadı Erkan olarak değiştirilmiştir.

Berlin Olimpiyatlarında yelkencilerimiz Harun Ülman ve Behzad Baydar Marmara adlı tekneleri ile Kiel’de yapılan yarışlarda Star Board sınıfında 8. oldular.

1936 yılında Kürekçilerimiz:

Bedii Gorbon – İlhan Ulagay – Azmi Yumak – Kemal Özbek – Nezih Ulagay – Haluk Sadak -Emcet Ali Sander – Nedim Özgen – Bekir Macur – Zeyyat – Cengiz Kut.

Serdümenler: Vedat Tekebaş – Aydoğdu Erdel – Fethi Gürel – Şefik Fenmen – Hamit Alatlı -Talat Eğilmezer – Muzaffer.

1937 yılında Kürekçilerimiz:

Fethi Berbars – Muzaffer Gencar – Emcet Ali Sander – Cengiz Kut – Ali Enünlü – Tevfik Başkaynak – Nevin Hassan – Süha Dağdeviren – Feridun Key – Turgut Atakol – Ertuğrul Şatıroğlu – Yuvakim Karakaş – Nezih Ulagay – İlhan Ulagay – Sabahattin Fenmen – Talat Eğilmezer – Mehmet Ali Soysal – Kadri Yumak – İlhan Bumin – Zeyyat.

Serdümenler: Kemal Aytek – Şefik Fenmen – Dikran Çerçiyan – Fethi Gürel – Sami.

1938 Yılı Sonunda Yapılan Sayıma Göre Denizcilik Şubesinde Mevcut Deniz Vasıtaları:

Sınıfı                 Cinsi                      İsmi                          Boyu                   Oturak

Tek çifte    Yağlı kürek       Yıldırım               4.50 m.               Sabit

Tek çifte    Yağlı kürek       Orhan                   4.50 m.             Sabit

Tek çifte    Yağlı kürek       Cahit                    4.50 m.               Sabit

Tek çifte     Klasik               Necati                  6.20 m.               Müteharrik

İki çifte       Klasik           Şeref Hüsam                          7.30 m.               Müteharrik

İki çifte       Klasik              Haydar                 7.30 m. Müteharrik

Üç çifte      Yağlı kürek     Necip Celal         10.50 m.             Sabit

Üç çifte      Yağlı kürek      Şehit Celal         10.50 m.              Sabit

Dört tek       Klasik             Ferit Orbay        10.50 m.              Müteharrik

Şarpi            Klasik

1938 yılında Kürekçilerimiz:

Ali Enünlü – Fethi Berbars – Muzaffer Gencar – Süha Dağdeviren – Feridun Key – Turgut Atakol – Cengiz Kut – Alber – Zeyyat – Kadri Yumak – İlhan Ulagay – Ziya – Pertev – Talat Eğilmezer – İsmail – Ertuğrul Şatıroğlu – Emcet Ali Sonder – Tevfik Başkaynak – Sabahattin Fenmen – Mehmet Ali Soysal – İlhan Bumin.

Serdümenler: Kemal Aytek – Ferdi Özmen – Reşat Akant – Vedat Tekebaş –  Şefik Fenmen – Dikran Çerçiyan – Fethi Gürel – Sami – Kemal Onar

(Şube Kaptanı: Adnan Akıska)

Güneş Kulübü 1939 yılında Ulu Önder Atatürk’ün ölümünden sonra İsmet İnönü tarafından kapatılmış, o günlerde başkan olan Yusuf Ziya Öniş Galatasaray’a dönmüştür. Öniş daha sonraki yıllarda kulübümüzde iki dönem başkanlık yapmıştır. (1922-24 / 1950-52). Güneş kulübü, kapatılma esnasında Fenerbahçe kulübü tarafından satın alınarak tüm demirbaş ve sporcuları el değiştirmiştir ve otomatik olarak Dereağzındaki kulübe transfer olmuşlardır. Sporcuların bir kısmı kısa süre sonra Galatasaray kulübüne geri gelmişlerdir.

1939 yılında Kürekçilerimiz:

Süha Dağdeviren – Muzaffer Gencar – Ali Enünlü – Alber – Fethi Berbars – Reha İren – Suat Kesim – Turgut Atakol – Sati İpek – Manol – Ertuğrul Şatıroğlu – Corci Türkmen – Kazım – Turhan – Bedri – Saip – Nezih Ulagay – Necdet – Hüsnü Bilgin – Halil – Osman – Orhan Eyüboğlu.

Serdümenler: Reşat Akant – Kemal Onar – Abdullah – Yorgi.

Bayan Kürekçilerimiz: Nazlı Dilbilen – Güzel Songülen – Behin Öndül (Tekçe ) – Suzan Erdilek – Cahide Ustalar (Atakol) – Azize Çelikbaş – İffet – Naciye Kotracı.

O yıllarda yarışlara giderken ve dönerken motorda hep birlikte söylenen çok popüler bir marş vardı:

Galatasaray Denizciler Şarkısı:

Bayrağımız ne güzel sarı kırmızı

Bayrağımız ne güzel sarı kırmızı

Kotramızın adı deniz yıldızı, taka tak tak,

Zım – tak zım – tak dalgaya bak, hey

Çek mastor çek

Çek mastor çek

Pupa yelken açıldık Adalara biz,

Pupa yelken açıldık Adalara biz,

Denizlerin şahı, padişahıyız, taka tak tak

Çek mastor çek

Çek mastor çek

Kızlar çılgın biz çılgın, denizler çılgın

Kızlar çılgın biz çılgın, denizler çılgın

Galatasaraylılar bu pek azgın,taka tak tak

Çek mastor çek

Çek mastor çek

Moda burnu önünde attık voltayı,

Moda burnu önünde attık voltayı,

Fenerbahçelilere soktuk zokayı,  taka tak tak

Zım – tak zım – tak dalgaya bak, hey

Çek mastor çek

Çek mastor çek

—- 0 —-

1939 yılında Çengelköy'de Kuleli Askeri Lisesi önünde bir iki çifte ekibimiz Serdümen Ali.- Hamlada Ali Enünlü - Sıvıryada Nezih Ulagay

Resim: 1939 yılında
Çengelköy’de Kuleli Askeri Lisesi önünde bir iki çifte ekibimiz: Serdümen Ali Sungur Gürsoy – Hamlada Ali Enünlü – Sıvıryada Nezih Ulagay.

9b-1930 Altınordu Kız Takımı İstinye Koyu Gültekin Mangit Arşivi

Resim: 1930 Altınordu Kız Takımı İstinye Koyu (Gültekin Mangit Arşivi)

1930 İki Çifte Start 1930 2x start.

1930 lar bayan kürekçiler 1930’lar, bayan kürekçiler.

1930 lar, Emin Gezgöç, Tonguç Türsan 1930’lar, Emin Gezgöç ve Tonguç Türsan.

1930 Serdümen Muzaffer Eser , Hamlada Mehdi Ağaoğlu, Provada Rüknettin Öztamur, sıvıryada İbrahim Göktalay 1930 Serdümen Muzaffer Eser , Hamlada Mehdi Ağaoğlu, Provada Rüknettin Öztamur, sıvıryada İbrahim Göktalay.

1930 Yarışlara Gidiş 1930, yarışlara giderken.

1930 yılında Bebek' te bir antrenman. Öndeki iki çifte Bayanlar'da Rus asıllı Bayan Hellen Paolinoj hamlada. Arkada görünen tek çifte Erkeklerde Emin Dırvana 1930 yılında Bebek’ te bir antrenman. Öndeki iki çifte Bayanlar’da Rus asıllı Bayan Hellen Paolinoj hamlada. Arkada görünen tek çifte Erkeklerde Emin Dırvana.

1930 yılında Haluk Sadak - Cengiz Kut iki çiftesi Bebek ' te Bebek Belediye Bahçesinin Gazinosunun rıhtımına yanaşmış durumda. 1930 yılında Haluk Sadak – Cengiz Kut iki çiftesi Bebek ‘ te Bebek Belediye Bahçesinin Gazinosunun rıhtımına yanaşmış durumda.

1930’lar Denizciler Turgut Atakol-Demirhan Altuğ-Feridun Key-Mahmut Dalhan-Feyyaz Bekem-Suha Dağdeviren-………………..Şamil Urallı-...........- Ali Sungur Gürsoy. 1930’lar Denizciler Turgut Atakol-Demirhan Altuğ-Feridun Key-Mahmut Dalhan-Feyyaz Bekem-Suha Dağdeviren-………………..Şamil Urallı-………..- Ali Sungur Gürsoy.

1930’lar Yönetim kurulu Suat Hayri Ürgüplü-Saim Gogen-Osman Müeyyet Binzet-Adil Yurdakul-Ömer Besim Koşalay-Muslih Peykoğlu-Bekir Macur-Sedat Ziya Kantoğlu 1930’lar Yönetim kurulu Suat Hayri Ürgüplü-Saim Gogen-Osman Müeyyet Binzet-Adil Yurdakul-Ömer Besim Koşalay-Muslih Peykoğlu-Bekir Macur-Sedat Ziya Kantoğlu.

1930’lar. Leblebi Mehmet - ..-Hayri Tokatlıgil-..-..-Mehdi Ağaoğlu-..-Ömer Besim Koşalay 1930’lar. Leblebi Mehmet – ..-Hayri Tokatlıgil-..-..-Mehdi Ağaoğlu-..-Ömer Besim Koşalay.

1930’lu yıllarda Kürek yarışlarına gidilen bir araba vapuru, futalar, yarışçılar ve taraftarlar 1930’lu  yıllarda Kürek yarışlarına gidilen bir araba vapuru, futalar, yarışçılar ve taraftarlar.

1930’lu yıllar - Tek çifte şampiyonumuz Yuvakim Karakaş 1930’lu yıllar  – Tek çifte şampiyonumuz Yuvakim Karakaş.

1930’lu yıllar İlk dört tek Skif 'imiz Göksu’da Serdümen Muzaffer Eser - Mehdi Ağaoğlu- Rüknettin Öztamur- Lütfü Karabağ- İbrahim Göktalay 1930’lu yıllar İlk dört tek Skif ‘imiz Göksu’da Serdümen Muzaffer Eser – Mehdi Ağaoğlu – Rüknettin Öztamur- Lütfü Karabağ – İbrahim Göktalay.

1930’lu yıllarda Kürek yarışlarına gidilen bir motordaki yarışçılar ve taraftarlar 1930’lu yıllarda Kürek yarışlarına gidilen bir motordaki yarışçılar ve taraftarlar.

1930'lar Bir üç çifte yarışı başlarken 1930’lar Bir üç çifte yarışı başlarken.

1930'lar Nazlı Yar 1930’lar, Nazlı Yar.

1930'lar. Denizcilik Şubesi Baş Kaptanı Mecdi Hüsam Bayan ve erkek kürekçilerle... 1930’lar. Denizcilik Şubesi Baş Kaptanı Mecdi Hüsam Bayan ve erkek kürekçilerle.

1931 Emin Dirvana 1931, Emin Dirvana.

_DSC1651  _DSC1657

_DSC1639

_DSC1656

Mehmet Feridun Demirden Üç Çifte ekibi (Resimlerin orijinalleri Müzemizdedir) Aylin-Alican Demirden Arşivinden.

_DSC1666 2 4-- 30.08.1931 6-- 30.08.1931

Mehmet Feridun Demirden’in kazandığı Madalyalardan bazıları. Orijinalleri Müzededir. 3. Madalyanın arkasında: 4 skif, 30/8/31, 4. Madalyanın arkasında: 3 Çifte Müptedi 30/8/31 yazmaktadır.

1932 Azra Reşatın kazandığı Madalyanın arka yüzü 1932 Azra Reşatın kazandığı madalyanın ön yüzü 1932, Azra Reşat’ın kazandığı madalya.

1932 kıdemli kürekçilerimiz Ayaktakiler Hayri Tokatlıgil-Emin Dırvana-Hayri Demir-Veli Rıza Kurt-Şeref Hüsam-Adil Nuri-Bülent R.Osma-Suphi Yalter 1932, kıdemli kürekçilerimiz Ayaktakiler Hayri Tokatlıgil-Emin Dırvana-Hayri Demir-Veli Rıza Kurt-Şeref Hüsam-Adil Nuri-Bülent R.Osma-Suphi Yalter.

1932 yılında Kürekçiler denizcilik Baş kaptanı Mecdi Hüsam ile 1932 yılında Kürekçiler Denizcilik Baş kaptanı Mecdi Hüsam ile.

1933 - İzmit seferi sırasında susuzluk giderme. Kemal Özbek - Kazım Karacadağlı - İlhan Ulagay - Bekir Macur 1933, İzmit seferi sırasında susuzluk giderme. Kemal Özbek – Kazım Karacadağlı – İlhan Ulagay – Bekir Macur.

1933 Moda İskelesi önünde 1933, Moda İskelesi önünde.

1933 poyraz seferi 1933, Poyraz Seferi.

1933 Riva Seferine katılan kürekçiler 1933 Riva Seferine katılan kürekçiler.

1933, 8 Eylül Salacak İstanbul şampiyonu olan Fethi Gürel -İlhan Ulagay - Bekir Macur iki çiftesi 1933, 8 Eylül   Salacak İstanbul  şampiyonu olan Fethi Gürel -İlhan Ulagay  – Bekir Macur iki çiftesi.

1933’te bir yarışa giderken. Serdümen Fethi Gürel, Hamla Bedii Gorbon, sıvırya Hilmi Sakacı 1933’te bir yarışa giderken. Serdümen Fethi Gürel, Hamla Bedii Gorbon, sıvırya Hilmi Sakacı.

1934 - Bir dört tek antrenmanda Serdümen Şekip Ethem Engineri - Bekir Macur - İlhan Ulagay - Faruk Umay - Süreyya Macur 1934 – Bir dört tek antrenmanda Serdümen  Şekip Ethem Engineri – Bekir Macur – İlhan Ulagay – Faruk Umay – Süreyya Macur.

1934 - İzmit ‘ e yaklaşırken Necip Celal Üç Çiftesi... Kemal Özbek – Kazım Karacadağlı – İlhan Ulagay – Bekir Macur 1934 – İzmit ‘ e yaklaşırken Necip Celal Üç Çiftesi… Kemal Özbek – Kazım Karacadağlı – İlhan Ulagay – Bekir Macur.

1934 İzmit ‘ e giden Kürekçilerden bir grup Faruk Umay - Bedii Gorbon - Ali Sungur Gürsoy - Emcet Ali Sander - Haluk Sadak - Cengiz Kut - Nevin Hassan 1934 İzmit ‘ e giden Kürekçilerden bir grup Faruk Umay – Bedii Gorbon – Ali Sungur Gürsoy – Emcet Ali Sander – Haluk Sadak – Cengiz Kut – Nevin Hassan.

1934 Kadri-Burhanullah-Fahamettin-Fethi-Cihat OranKemal Özbek-Haluk Sadak-Nevin HassanSüreyya Macur–Vahap-Emcet AliSonder-Suat Ulagay-Sabri Çakın 1934 Kadri-Burhanullah-Fahamettin-Fethi-Cihat OranKemal Özbek-Haluk Sadak-Nevin HassanSüreyya Macur–Vahap-Emcet AliSonder-Suat Ulagay-Sabri Çakın.

1934 yılında bir iki çifte ekibimiz Serdümen Fethi Gürel - Hamla Kemal Özbek - Sıvırya Hilmi Sakacı 1934 yılında bir iki çifte ekibimiz  Serdümen Fethi Gürel – Hamla Kemal Özbek  – Sıvırya Hilmi Sakacı.

1934-İzmit ‘ e yaklaşırken Şehit Celal Üç Çiftesi. Muzaffer Eser – Nevin Hassan – Süreyya Macur – Faruk Umay 1934-İzmit ‘ e yaklaşırken Şehit Celal Üç Çiftesi. Muzaffer Eser – Nevin Hassan – Süreyya Macur – Faruk Umay.

1935 Dört tektekiler Serdümen Talat Kurt-Nedim-Celal-Şahap Kocatopçu-Adnan Kent İki çiftedekiler SerdümenSungur Gürsoy-Azmi Yumak-Asım Bozyiğit 1935 Dört tektekiler Serdümen Talat Kurt-Nedim-Celal-Şahap Kocatopçu-Adnan Kent İki çiftedekiler Serdümen Ali Sungur Gürsoy-Azmi Yumak-Asım Bozyiğit.

1935 yılından 1957 yılının 20 Mayısına kadar Deniz Sporlarının yapıldığı ve 1951 yılından itibaren sosyal faaliyetlerin başladığı Bebekteki lokal. 1935 yılından 1957 yılının 20 Mayısına kadar Deniz Sporlarının yapıldığı ve 1951 yılından itibaren sosyal faaliyetlerin başladığı Bebekteki lokal.

1936 Nevin Hassan Berlin Olimpiyatları girişinde 1936, Nevin Hassan Berlin Olimpiyatları girişinde.

1937, 33 Kuruluş Yıldönümünde Bebek önlerinde 1937, 33 Kuruluş Yıldönümünde Bebek önlerinde.

1938 Nevin Hassan Sporcu Kimliği 1938 Nevin Hassan Sporcu Kimliği.

1938 Nevin Hassan'ın kazandığı bir kürek madalyası 1938 Nevin Hassan’ın kazandığı bir kürek madalyası.

1938 Nevin Hassan'ın kazandığı bir Madalya 1938 Nevin Hassan’ın kazandığı bir Madalya.

Refik Bürge Arşivinden: Bebek Koyunda ilk yarışlardan biri: Üç Çüfte Dümencili Finişi:

Refik 3x 1

Refik 3x 2

Refik 3x 3

Nevin Hassan Hakkında Galatasaray Dergisi’nin 144 sayılı, Şubat 2015 tarihinde yayımlanan nüshasındaki “Kürekte bir Efsane” adlı portre yazısı: 

Kürek Şubesinin Duayenlerinden Nevin Hassan (1912-1951)

Kürek Şubesinin Duayenlerinden Nevin Hassan (1912-1951)

Reklamlar